Üye Girişi

Resim Galerisi

KEMALİST DEVRİM E-DERGİ YAYINDA...


DERGİ İÇİN TIKLAYIN dergi.kemalistdevrim.org

E-posta Zinciri


Kendini Ekle KemalistDevrim
Grubu Goruntule

Sosyal ağlar

Facebook'ta paylaş

Facebook Grubumuz

DEĞİŞEN NE? Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Çarşamba, 22 Nisan 2009 00:00

“...Onlarca yıl öncesi bir yana, yakın geçmişte olan uluslararası olaylar gösteriyordu ki; ABD ‘nin hiçbir senaryosu kısa süreler için geliştirilmemiştir ve her şeyin bir sırası, bir ön aşaması ve olgunluk düzeyi vardır.”  (“Sivil Örümceğin Ağında” sf. 462  Mustafa Yıldırım)

                Her şey ne kadar da güzel değil mi son günlerde? Artık hayret etmenin de ötesine geçmeye başladı ülkemizdeki olaylar. Neresinden başlamalı bilemiyoruz. Obama’nın Türkiye ziyareti günler öncesinde ana haberlere konu oldu. Ne yiyecek, nerede kalacak...

Yanında getirdiklerinin tam listesine kadar.  Bizden ne istemeye geliyor diye düşünüp olasılıkları tartışacağımıza saçma sapan konularla vakit geçirildi. Her şeyden önce herkesin ağzında aynı şey ;”Başkan Obama”. Yabancı bir devletin başkanı söz konusu olan bizimki değil. Başbakan Erdoğan’ı anlıyoruzda televizyonlara çıkıp yabancı bir devlet başkanını bu kadar sahiplenmek çok garip. Olması gereken hitap şekli sizce de “Abd Başkanı Obama” ya da sadece “Obama” olmamalımıydı? Direkt olarak başkan demek sanki biraz hiyerarşik üst gibi kabul etmek biraz da sömürge gibi hareket etmek oluyor. Mesela Fransa ve Almanya için aynı şey söz konusu değil. Onların ünvanlarına ülkelerinin adları da ekleniyor. Fakat söz konusu olan Abd olunca bir yalakalık bir yalakalık.

                Obama geldi mecliste konuştu ve Türk- Abd ilişkilerinin çok uzun süreden beri başladığını söyledi; 150 yıllık bir süreden bahsetti. Fakat başka bir yerinde ilişkilerin –tabi o tek taraflı bağlanma ya da ittifak anlıyor- Truman doktrini sonrası 1950’ler de tekrar başladığını söyledi. Buradan çıkacak sonuçta belli. Demek ki kendi ağzıyla tek partili dönemde Türkiye’ ye giremediklerini itiraf etti bir anlamda. Peki sormak gerekmez mi “Müdür sen sabahtan beri Atatürk şöyle iyiydi böyleiyiydi çok büyüktü diyordun. Bu durum nedir peki?” . Sormak gerekirdi tabi de kim soracak sorun o zaten.

                Baktığımızda Abd’nin bizde uygulatmak istediği politikası ne? BOP ‘ un bir parçası olmak; ılımlı islam. Peki bundan vazgeçer mi? Tabiki hayır. Emperyal devletler politikalarından hiçbir zaman vazgeçmezler. En azından bizim için böyle br durum söz konusu olmamış tarih boyunca. Bakın bir örnek:

                “...Wilson, House’a  ‘ Türkiye bütünüyle ortadan silinmeli ve ona uygulanacak işlem, barış konferansına bırakılmamalıdır’. Düşüncesinde olduğunu söyledi. House, eğer böyle bir işlem uygulanacaksa; Türkiye’yi galip devletler arasında paylaştırmamalı ve orada, ırklara göre özerk yönetimler kurulmalı tezini kabul etti.” (Abd’li prof. Laurance Evans’ ın, “Türkiye’nin parçalanması ve ABD politikaları (1914-1924)” adlı kitabından)

                Uluslararası politikada dostluk diye bir şey söz konusu değildir.

Orada çıkarlar vardır. Ülkeler çıkarları doğrultusunda birbirleriyle işbirliğine girerler. Bugün Türkiye’nin  Abd ile ortak hiçbir çıkarı bulunmamaktadır. Dolayısıyla bu dostluk koca bir yalandır. Bakınız emperyal güçlerin çıkarlarına hepsi bize zarar verecek niteliktedir. Abd, Irak’ta bölünme istiyor, (Atatürk’ün fesat ve hıyanet odağı olduğunu söylediği) Ruhban okulunun açılmasını istiyor, Kıbrısta bizle ters düşüyor, Ermeni ve Kürt kartlarını devamlı oyuna sokuyor, din hürriyeti adı altında ülkemizdeki şeriat odaklarının gelişimini sağlıyor. Bunların hiçbiri bizim işimize gelmez buna karşı çıkmalıyız. Ordumuzu yani TSK’yı kendisine düşman ilan etmiş bir ülke bu sözettiğimiz. Böyle bir ülkeyle dostuz demek aklıevvelliktir; başka bir şey değil.

                Obama konuşmasında sürekli demokrasi ve din hürriyeti dedi. Ama şunu söylemek gerekir ki, biz o kelimelerden aynı şeyi anlamıyoruz. Onların aklındaki din hürriyeti aslında yıllardır zemin hazırladıkları bölgenin dönüştürülmesi için icat edilmiş bir kavram. Demokrasi kavramını ise şeffaflık olarak yorumluyorlar fakat onlara göre Soros’un girmediği hiçbir ülke demokrat olamaz. Hangi ülke kapılarını yabancılara koşulsuz olarak açar ve “sivil örümceğin ağını” kurdurur; o ülke demokrat olur Abd’ ye. Bakın şimdi Abd’nin din özgürlüğü konusuna bakışını özetleyen bir örnek:

                “(...) ABD’nin Türkiye’ ye ilişkin Din Hürriyeti Raporu, deprem günlerinde, Koh’un ( ABD Uluslararası Din Hürriyeti- İnsan Hakları Bürosu’ ndan sorumlu Harold Hongju Koh) gezisinden bir ay sonra 9 Eylül 1999’da yayımlanmıştı.

                ABD Dışişleri Bakanlığı’ nca düzenlenen raporda, Recep Tayyip Erdoğan ‘ a, Necmettin Erbakan’ a, Refah Partisi’ ne, türban eylemcilerine, Malatya’ da Cuma namazı sonrası göstericilerine, İmam Hatip okullarına sahip çıkılmıştı. Koh’ un gezisi yararlı olmuştu kuşkusuz. Depramle karışık psikolojik savaş propagandasını, Başbakanın ve Cumhurbaşkanının, Merve Kavakçı’ ya acilen sahip çıkmaları ve Cumhuriyet savcısı hakkında soruşturma açılması izlemişti. Prof. Ahmet Taner Kışlalı işte o ara öldürülmüştü.Ahmet Taner Kışlalı’ nın öldürülmesi olayı, ABD’ nin Ocak 2000’ de açıklanan İnsan Hakları Raporu’ nda “Gazeteci  Ahmet Taner Kışlalı’ nın öldürülmesinden sonra dindarlara baskı arttı” sözleriyle geçilmişti” ( Mustafa Yıldırım Sivil Örümceğin Ağında sf. 156)

                Görüldüğü gibi  kavramların içeriği okyanus ötesinde çok değişik oluyor. Şimdi Obama’nın demokrasi ve lakiklik masallarını dinleyip dinlememek sizin kararınız.

                Emperyalist devletler ödün vermeye gelmezler almaya gelirler. Hiç kuşukusuz ki Obama da Türkiye’den bir şeyler istedi. Burada tahmini olarak şunlar söylenebilir: Afganistana muharip Türk birliği gönderilmesi, Irak’tan çekilirken ordusunu bizim topraklarımızdan geçirmek istemesi dolayısıyla teskere konusu, ruhban okulunu ve sözde ermeni sorununu zaten açıkça söyledi. Açıkça dile getirdiklerini görünce kapalı kapılar ardındaki istekler insanı endişeye düşürüyor. Daha yeni Azerbeycan Türkiye’ ye açıkça rest çekti ve son derece de haklı bu konuda. Şu duruma bakıldığında Türkiye yanında bulunması gereken bir Türk devletini bırakıp ermenilere yardım ediyor. Ne büyük bir politik zeka! Tam bir sömürge mantığı hakim tüm politikalarımızda ama artık yok olma tehlikesiyle karşı karşıyayız. Emperyalist devletler, çok uluslu şirketler, ngo’lar ülkemizi kemiriyor bölmek ve yıkmak istiyor. Şimdi siz tekrar düşünün söylenenlere ne kadar itimat etmek gerek.Zira baya baskı var Türk halkının üstünde.

Perşembe, 23 Nisan 2009 10:15 tarihinde güncellendi