| 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı |
|
|
| Yazar Yönetici | |||
| Çarşamba, 08 Temmuz 2009 00:00 | |||
|
İçi boşaltılmaya çalışılan bir ulusal bayramımızı daha geride bırakmaktayız. Her devletin böyle günleri vardır ve olmalıdır. Böyle günlerde toplum millet olduğunu her defasında hatırlar ve sıkı sıkıya bağlanır. Dolayısıyla önemlidir böyle günler. Eğer bir ülkede Ulusal bayramlar eskiden olduğu kadar çoşkuyla kutlanmıyorsa, o ülkede ters giden bir şeyler var demektir. Bu durum biraz özelden genele ulaşmak oluyor. Ekonomiye bakmadan sadece bu konuyu irdeleyeyerek bile ülkemizin sorunlarının önemli bölümlerine ulaşma imkanımız olur. Ne yazık ki ülkemizde herkes her şeyi bilir fakat aslında hiçbir şey bilmez. Biz her şeyi bildiğimizi kesinlikle iddia etmiyoruz. Bizim kaygımız halkımızın geleceğidir. Görüyoruz işte, yanlış giden politikalar var. Ülkemiz tehlikeli virajlarda bir sağ bir sol bariyerlere çarpıyor, yolunu bulamıyor. Biz hiçbir şey bilmiyor olsak bile şunu biliyoruz: Bursa Nutku ve Gençliğe Hitabe. Bu ikisine yani Ata’ mızın vasiyetine büyük bir inanç ve tutkuyla bağlıyız. Belki 2. cumhuriyetçi prof lar gibi yurtdışında eğitim görmedik abd okullarına Ford burslarıyla okumadık ama bizim yurt sevgimiz var ya işte bunların hepsine bedel. Öyle bir sevgi ve aşk düşünün ki uğruna gözünüzü kırpmadan hapislerde çürümeyi, idamdan tutunda her çeşit ölümü göze alabiliyorsunuz. İşte biz ülkemize bu aşkla bağlıyız. Ülkemize ihanet beklemesin kimse bizden. Bizim Mustafa Kemal Atatürk terbiyemiz var, biz yurt sevgisini ondan öğrendik. Görüyoruz hergün o karanlık adamları; ruhunu, şerefini ve kalemini satmışları tv lerde. Kimbilir hangi soros bağlantıları var, hangi alman ve abd vakıflarından satın alınmışlar. Fakat şunu söylemek gerekir ki bizim medyamız da kesinlikle türk değil. Çünkü medya kimin? Holdinglerin. Yani burjuvanın. Bakınız Azgelişmiş ve sömürge ülkeler de burjuva “komprador” dur. İşbirlikçidir. Milleti yoktur yani batılı olanlar gibi devletiyle birlikte çalışmaz tam tersine devletini dışarıya pazarlar. İşte bu adamlar, işbirlikçiler el ele halkımızı zehirlemekteler. Ülkemizin parçalanmasıyla sonuçlanacak olayları sanki bizim çıkarımızaymış gibi göstermekteler. Satıldıkları emperyalist devletler ve onların uzuvlarını oluşturan örümceğin ağına hizmet etmekteler.
Şimdi düşünelim önce; böyle bir ülkede anti emperyalist ve tam bağımsızlıkçı bir liderin bayramı hakkı verilerek kutlanabilir mi? Her şeyimizi unutturmak amaçları. Dilimizi, kültürümüzü, ulusal çıkarlarımızı… Artık Türkiye’ nin bir sömürgeden farkı yok görmüyor musunuz? Gidip inceleyin diğer sömürge ülkeleri. Biz bunları umutsuz olduğumuzdan söylemiyoruz. Türk halkına anlatmak için onu uyandırmak için çabalıyoruz. Tam tersine bizim bundan kurtulacağımıza olan inancımız tamdır. Dedik ya, biz yurt sevgisini Mustafa Kemal’ den öğrendik diye. Ulusal bayramlarımızı unutturuyorlar. Bizim varoluşumuzu simgeler bu bayramlar tek tek. Bizi birlikte tutan, duygularımızı birleştiren, bu ülkenin insanına aynı dava uğruna gözyaşı döktüren günlerdir ulusal bayramlarımız. Emperyalizm işbirlikçileri aracılığıyla her geçen gün daha çok darbe vuruyor ulusal bütünlüğümüze. Şu 23 nisanımıza bakın. Ne hale geldi. Şu anda artık sadece çocuk bayramı olarak geçiyor. Halbuki o tarih Türk Milleti’ nin isyan bayrağını açtığı, artık egemenliğin sultana değil, halka ait olduğunu ilan ettiği gündür. O gün tam bağımsızlık günüdür. Çoğu tv yorumcusu bilmez bunları tabi ama bizdeki ulusal egemenlik batıdakinin aynısı değildir. Batıda Fransız İhtilaliyle egemenlik kraldan alınmış halka verilmiştir. Burada kralın tacının millete takılması söz konusu. Fakat biz de bunun dışında ve buna sebep olan şey bağımsızlıktır. Biz o günlerde işgal altındaydık. Bizim ulusal egemenlik anlayışımız tam bağımsızlığı ve anti emperyalizmi kendisine temel alır. Yani birçok aydın geçinenin söylediği gibi burjuva devrimi değildir bu. Halk devrimidir. Bu konuyu önümüzdeki günlerde daha detaylı işleyeceğiz…
|
|||
| Perşembe, 20 Ağustos 2009 13:07 tarihinde güncellendi |


