|
Mustafa Kemal diyor ki; |
|
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Cuma, 29 Mayıs 2009 23:33 |
Atatürk'ten Türk Subaylarına sesleniş
Efendiler! Eski silâh arkadaşlarımla böyle yakından ve samimi temasta bulunmaktan büyük vicdanî zevk hissediyorum. Sizinle oturup uzun hasbıhal etmek isterdim. Fakat çoksunuz: müsait yer de yoktur. Bu sebeple hissiyatımı birkaç cümle ile mülâhaza etmekle yetineceğim.
Arkadaşlar! İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir. Milletler bağımsızlıklarını hiç kimsenin lütuf ve atıfetine borçlu değildir. Hiç kimse kimseye, hiçbir millet diğer millete hürriyet ve bağımsızlık vermez. Milletlerde tabiaten ve yaratılıştan mevcut olan bu hak, milletlerce kuvvetle, mücadele ile mahfuz bulundurulur. Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir.
Böyle bir milletin bağımsızlığı gasp olunur.
Dünyada hayat için, insanca yaşamak için bağımsızlık lazımdır. Bağımsızlık sahibi olmak için kuvvet sahibi olmak ve bunun için mevcudiyetini ispat etmek icap eder.
Kuvvet ordudur. Ordunun hayat ve saadet kaynağı, bağımsızlığı takdir eden milletin, kuvvetin lüzumuna olan vicdanî imanıdır.
İngilizler, milletimizi bağımsızlıktan mahrum etmek için, pek tabii olarak evvelâ onu ordudan mahrum etmek çarelerine giriştiler. Mütareke şartlarının tatbikatı ile silâhlarımızı, cephanelerimizi, bütün müdafaa vasıtalarımızı elimizden almaya çalıştılar.
Sonra kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüze ve taarruza başladılar.
Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler.
Ordumuzu tamamen lağvederek, milleti, bağımsızlığını muhafaza için muhtaç olduğu dayanak noktasından mahrum etmeye teşebbüs ettiler.
Bir taraftan da müdafaasız, ordusuz bıraktıklarını zannettikleri milletin de izzetinefsine, her türlü haklarına ve mukaddesatına taarruzla milleti alçaklığa, boyun eğmeye alıştırmak plânını takip ettiler ve ediyorlar.
Herhalde ordu, düşmanlarımızın birinci taarruz hedefi oldu. Orduyu imha etmek için mutlaka subayı mahvetmek, aşağılamak lâzımdır. Buna da teşebbüs ettiler. Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.
Bu hakikat karşısında ve içinde bulunduğumuz vaziyete göre subaylar heyetimize düşen vazifenin mahiyeti, ehemmiyeti ve kıymeti kendiliğinden meydana çıkar.
Milletimiz hür ve bağımsız yaşamak huzuruna tam bir iman ile kani olmuş ve buna kati azim ile karar vermiştir. Zaman zaman şurada burada üzüntü verici karaktersizliklerin görülmüş olması hiçbir vakit milletimizin genel kanaatine, hakiki imanına sekte vurmamıştır ve vuramayacaktır.
Dolayısıyla kuvvetin, ordunun vücudu için lâzım olduğunu söylediğim kaynak -ki milletin vicdanî imanıdır- mevcuttur. Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulunur. Malûm bir askeri hakikat, felsefi hakikattir; "ordunun ruhu subaylardadır. ". O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.
Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil eden subaylardan bekler. İşte subayların, subayların yüce olan vazifesi budur.
Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlâl edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır. Subaylar, izah ettiğim yüce, mukaddes ve bütün açılardan üzerlerine düşen vazife itibariyle, bütün mevcudiyetleriyle ve bütün dikkat ve felsefeleriyle, giriştiğimiz bağımsızlık mücadelesinde birinci derecede faal ve fedakâr olmak mecburiyetindedirler.
Şahsi ve hususi itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler.
Çünkü düşmanlarımız herkesten önce onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler. Hayatında bir an olsa bile subaylık yapmış, subaylık izzetinefsini, şerefini duymuş, ölümü küçümsemiş bir insan, hayatta iken, düşmanın tasarladığı ve reva gördüğü bu muamelelere katlanamaz. Onun yaşamak için bir çaresi vardır; şerefini korumak! Halbuki düşmanlarımızın da kastettiği, o şerefi ayaklar altına almaktır.
Dolayısıyla subay için "ya istiklâl, ya ölüm" vardır. Fakat arkadaşlar ÖLMEYECEĞİZ, bağımsızlığımızı muhafaza ederek yaşatacağız ve milletimizi daima bağımsız görmekle bahtiyar olacağız.
Mustafa Kemâl 31 Temmuz 1920 Afyonkarahisar Kolordu Dairesi Sitemizi Internet Explorer'ın dar çatısı ve esnek olmayan yapısı altında oluşturduk,bu yüzden diğer tarayıcılarda çıkabilecek sorunlardan ötürü özür dileriz. |
|
Perşembe, 25 Şubat 2010 22:58 tarihinde güncellendi |
|
|
Türkiye’ nin Gerçek Sorunu!!! |
|
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Çarşamba, 03 Mart 2010 08:44 |
|
İktidar sırayla ele geçirmek istediği kurumlarda operasyonlara gidiyor. Son olarak anayasa değişikliğini ortaya attılar. Şunu çok net söyleyebiliriz: Bu bir anayasa değişikliği değildir. Bir demokratikleşme hareketi hiç değildir. Bu tam anlamıyla yandaş bir yargı oluşturma çabalarının ürünüdür. Bu tespiti çok rahatlıkla yapabiliyoruz bugün. |
|
Çarşamba, 03 Mart 2010 08:46 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Üniversiteliler... Siz iyi ki rektörleriniz gibi korkak değilsiniz! |
|
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Cuma, 01 Nisan 2011 11:00 |
|
Mustafa Mutlu Vatan 26.02.2011 Cuma günü İzmir’deydim... Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürkçü Düşünce Topluluğu’nun düzenlediği “Medya ve Demokrasi” konulu konferansın konuşmacısıydım. Salon; gözleri ışık saçan yüzlerce gençle doluydu. Bir de “sürpriz”im vardı onlara:
Toplantıya, İzmirli “okur ablam” Gülseren Aka’yı da götürdüm.
70 yaşındaki bu “genç yurtsever” kadından, o gençlerin alacağı çok şey olduğuna inanıyordum çünkü...
Yanılmamışım!
|
|
Cuma, 01 Nisan 2011 11:04 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
|
Evet derseniz bu rezillikler olacak! |
|
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Salı, 31 Ağustos 2010 10:43 |
|
Sabahattin ÖNKİBAR YENİÇAĞ 31.08.2010 1) Tayyip Erdoğan’ın sultanlığı yani mutlak hakimiyeti kesinleşecek. 2) Alınan oyların yüzde 99’unun AKP’ye ait olduğu ilan edilecek. 3) Üniter yapı ve federasyon modeli yandaş güruh tarafından tartışmaya açılacak! 4) Kürtlere özerklik konusu gündeme getirilecek!. 5) Yeni bir Anayasa yapılmasının acil gerekliliği dillendirilecek. 6) Yeni Anayasa’ya Devletin kurucu unsurlarının Türklerle beraber Kürtler olduğu maddesinin konması da konuşulacak! 7) PKK ve Öcalan’a genel af temel gündem yapılacak. 8) Kerkük, ABD tarafından Barzani’ye peşkeş çekilecek ve AKP iktidarı buna hiç itiraz etmeyecek! 9) Yargı topyekün yandaş yapılacak! 10) Hükümet hakkında olumsuz laf eden, demokrasiye komplo kurma iddiasıyla Ergenekon misali metotlarla yani gizli tanıklarla içeri tıkılacak. 11) YARSAV ve benzeri muhalif örgütlenmelerin tamamı kapatılacak. 12) Danıştay hedef yapılacak ve bu kurumun tasfiyesi gündeme getirilecek! 13) Medyada yeni planlamalar yapılacak. |
|
Salı, 31 Ağustos 2010 10:45 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Mustafa Kemal'in Subaylara Hitabı |
|
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Perşembe, 28 Ekim 2010 00:00 |
"O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve, ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.
Millet, bağımsızlığının muhafazasından ibaret olan hayati gayesinin teminini ordudan, ordunun ruhunu teşkil Eden subaylardan bekler. Işte subayların yüce olan vazifesi budur. Allah göstermesin milletin bağımsızlığı ihlal edilirse bunun vebali subaylara ait olacaktır.
Efendiler !
|
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:49 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
|
|
|
<< Başlangıç < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 - 29 |