|
Yazar Yönetici
|
|
Salı, 10 Kasım 2009 13:03 |
|
Altemur KILIÇ YENİÇAĞ Bugün 10 Kasım; Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 71. Yıl dönümü... Başbakan Erdoğan doğru söylemiş, bu bir matem günü olmamalı, olmamalıydı... Atatürk öldü diye matem tutacak yerde, mutlu olmamız ve O’nu bugün öyle anmamız gerekirdi! Ama ölümünden bunca yıl sonra, mutlu olamıyoruz işte! Tarifsiz endişeler içindeyiz; Özellikle - biz- O’nun “altın yıllarında” yaşamış olanlar için ne acı. Şimdi O’nun emanetine ihanet ediliyor ve mirası harcanıyor... Cumhuriyetini sonuna kadar muhafaza ve müdafaa etmeye ant içmiş olanlar, şimdi, O’na ve emanetine ihanet edenler tarafından içeri tıkılmışlar. Aslında orada, Atatürk’ün “düşünceleri” yargılanıyor... Ne güzel bir çizgi bant vardı; Anıtkabir’in önünde, kara gözlüklü iki adam, telsiz telefonda “Amirim daha dışarı çıkmadı, çıkınca yakalayıp getireceğiz” diyorlar! Kara mizah mı? Durum aynen böyle! |
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:56 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Pazar, 08 Kasım 2009 11:09 |
|
Bilin: Halkın ekmeğidir adalet. Bakarsınız bol olur bu ekmek, bakarsınız kıt, bakarsınız doyum olmaz tadına, bakarsınız berbat. Azaldı mı ekmek, başlar açlık, Bozuldu mu tadı, başlar hoşnutsuzluk boy atmaya. Bozuk adalet yeter artık!
Acemi ellerde yoğrulan, iyi pişirilmemiş adalet yeter! Yeter katıksız, kara kabuklu adalet! Dura dura bayatlayan adalet yeter!
Bolsa insanın önünde ekmek, lezzetliyse, Gözler öbür yiyeceklere yumulsa da olur. Ama her şey bollaşmaz ki birdenbire. Bilirsiniz, nasıl bolluk doğurur ekmek: Adaletin ekmeğiyle beslene beslene.
Ekmek her gün gerekliyse nasıl, Adalet de gerekli her gün, Hem o, günde birçok kez gerekli.
Sabahtan akşama dek, iş yerinde, eğlencede, Hele çalışırken canla başla, Kederliyken, sevinçliyken, Halkın ihtiyacı var pişkin, bol ekmeğe, Günlük, has ekmeğine adaletin.
Madem adaletin ekmeği bu kadar önemli, Onu kim pişirmeli, dostlar , söyleyin? Öteki ekmeği kim pişiren? Adeletin ekmeğini de Kendisi pişirmeli halkın, Gündelik ekmek gibi, Bol, pişkin, verimli.
Bertolt Brecht (Çev. A.Kadir – Asım Bezirci)
Yukarıda oldukça çarpıcı dizeler var. Peki biz yıllar önce yazılmış bir şiiri neden bugün tekrar gündeme getirdik. Nedeni şu: Bu satırlar Hitler Almanyası hüküm sürerken yazıldı. Şair o dönemdeki gerçekleri dile getiriyor. Fakat bugün de aynı şeye ihtiyacımız yok mu? Neden faşist bir ülkedeki insanı , iyiyi, doğruluğu, adaleti savunan aydınla biz 2009 yılında aynı kaygıları ve istekleri dillendiriyoruz? Ülkemiz karanlığa gidiyor farkında mısınız?
NOT: Yukarıdaki dizeleri dilimize çeviren aydınlarımızdan biri ve Attila İlhan’ ın yakın arkadaşı olan Asım Bezirci, Sivas Katliamında, vatan haini yobazlar tarafından alçakça katledilmiştir ve şehit olmuştur. Anısı önünde saygıyla eğiliyoruz.
|
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:58 tarihinde güncellendi |
|
Yazar Yönetici
|
|
Çarşamba, 28 Ekim 2009 14:55 |
|
Falih Frıfkı ATAY ÇANKAYA (Yazı orjinalden alınmadır o yüzden yazıldığı dönemin dilinin gösterdiği özelliklere dokunmadan yayınlıyoruz) Gerçek bir ihtilâlci karşısındayız. O sonuna kadar her şeyi göze almıştır. Kimseye ne yapacağını da söylemez. Çankaya tepesinde kendisinden her şey beklenebilecek esrarlı bir tâli kuvveti bağlamıştır. Muhalifleri ise, işlerin «kendiliğinden» diledikleri gibi gelişmesini gizli gizli ve hiçbiri ortaya atılmayarak hazırlamaktan başka bir şey yapamamaktadırlar.
Mustafa Kemal bir ayaklanmadan korkmaz. Ordudaki zafer arkadaşlarına ve halk arasındaki mistik nüfuzuna güvenmektedir. Komutanına ve subaylarına tamamiyle bel bağladığı muhafız kıtası vardır. Çankaya, Türkiye'de tutunabilecek tek tepe olsa, bu muhafız kıtası ile ihtilâli o tepede savunacak ve oradan tekrar bütün memleketi etrafına toplıyacaktır. Bu, son silâhtır. Hiçbir zaman kullanmayacaktır. Fakat o türlü bir karar ve irade ile, Meclis koridorlarının kulaktan kulağa fısıltı ve küçük tertip taktikleri boy ölçüşemez.
|
|
Çarşamba, 28 Ekim 2009 15:16 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Cumhuriyetimiz ve Temel Nitelikleri... |
|
Yazar Yönetici
|
|
Çarşamba, 28 Ekim 2009 14:49 |
|
Dr. Handan Diker Yeditepe Üniversitesi 26 Ekim 2009 CUMHURİYET Bu yıl 86. yıldönümünü kutladığımız Cumhuriyetimizin ilanı uzun ve güç bir süreç sonucunda gelinmiş bir son noktadır. Kurulan yeni devletin bağımsızlık bildirgesidir. Gerçekten de 28 Ekim 1923 gecesi Gazi Mustafa Kemal, İsmet İnönü ile birlikte yeni devletin bir Cumhuriyet olduğunun şeklen de açıklanması gerektiği üzerinde anlaşırlar. Üç maddeden oluşan kısa ve yalın bir yasa tasarısı hazırlayarak ertesi gün Cumhuriyetin ilanına karar verirler. Bu yasa tasarısı şöyledir: 1- Türkiye Devleti’nin hükümet biçimi Cumhuriyettir. 2- Türkiye Devleti Büyük Millet Meclisi tarafından yönetilir. 3- Türkiye Devleti, yönetim birimlerini bakanlar kurulu aracılığıyla yönetir. Burada yapılan şey apaçıktır: Cumhuriyeti şeklen ilan etmek. 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılışıyla egemenlik milletindir görüşü temel söylem olarak ele alınmıştır. Dolayısıyla da 23 Nisan 1920’de Cumhuriyet devlet şekli olarak zaten ilan edilmiştir. |
|
Devamını oku...
|
|
"TSK Türk milletinin özüdür" |
|
Yazar Yönetici
|
|
Çarşamba, 28 Ekim 2009 14:43 |
|
ANKA 28 Ekim 2009 Genelkurmay Başkanlığı'nın resmi internet sitesinden mesajı yayınlanan Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarına seslenerek, "Varolduğu günden beri bağımsızlığına kasteden düşmanları karşısında tek yürek ve tek bilek olmuş yüce ulusumuzun Ebedi Başkomutanımız Atatürk önderliğinde giriştiği bağımsızlık mücadelesinden zaferle çıkmasının ardından kurulan Cumhuriyetimizin bugün 86'ncı yıl dönümünü kutlamanın gururunu ve coşkusunu yaşıyoruz" dedi. Orgeneral Başbuğ şöyle devam etti: "Atatürk, halk egemenliğine dayalı bir devlet şekli olan Cumhuriyetin, Türk milletinin karakterine en uygun yönetim şekli olduğuna inanmıştır. Bu inançla kurduğu Cumhuriyet, laik, demokratik, sosyal devlet ve hukuk devleti temelleri üzerinde bugünlere ulaşmıştır. Ulusu oluşturan tüm unsurları son derece çağdaş ve ileri bir çizgide birleştiren Atatürk, ulusal amaçların gerçekleştirilmesi yolunda gayretlerin en uyumlu ve en verimli şekilde bütünleştirilmesini sağlamıştır. |
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:57 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Başbuğ görevden mi alınacak? |
|
Yazar Yönetici
|
|
Çarşamba, 28 Ekim 2009 14:38 |
Hulki CEVİZOĞLU YENİÇAĞ 28/10/2009 Taraf Gazetesi’nin tartışma yaratan son manşeti, “AKP ve Fethullah Gülen’in işini bitirme planı” olarak değerlendiriliyor. Değerlendiriliyor diyorum, çünkü belgenin doğruluğu bilinmiyor. Genelkurmay Askeri Savcılığı, “Mevcut kanıtlara göre, bu belgenin Genelkurmay’da hazırlanmadığını, belge aslının yargı yoluyla ilgili gazeteden istendiğini, kriminal inceleme yapılarak son noktanın konacağını” açıkladı. Genelkurmay Başkanlığı da, hemen ardından, “Hukuka saygılı olduğunu ve böyle bir çalışma yapan varsa, cezalandırılacağını” bildirdi. HABERİN ÖZÜ Şimdi bu haber doğru ise, neresi doğru? Belgenin Genelkurmay Başkanının emri ile hazırlandığı mı? Belgenin, Genelkurmay Başkanı’nın bilgisi dışında, darbe yapmak isteyen içerdeki başka bir düşüncenin ürünü olduğu mu? Belgenin, tam tersine, Genelkurmay içinde ama AKP’ye yakın ve yeni bir Ergenekon operasyonu için altyapı hazırlamak isteyenlerin, rakip gördükleri bazı komutanları tasfiye ettirmek için hazırladığı mı? Yoksa, belge tümüyle yalan da; ilerde öğreneceğimiz başka bir hedefi vurmak için mi kamuoyu karıştırılıyor?
|
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:57 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Büyük devletler değişmedikçe |
|
Yazar Yönetici
|
|
Cuma, 11 Eylül 2009 10:44 |
|
Rauf DENKTAŞ Yeniçağ 11/09/2009 Kıbrıs meselesini Rum liderliği 1960 Antlaşmalarından kurtulmak için silâha sarılarak, akla gelmedik hunharca cinayetler işleyerek Enosis için başlattı. Dünyaya hak ve adalet, insanlara hürriyet ve demokrasi vadeden büyük devletler, bunu görmezden gelmeyi yeğlediler çünkü çıkarlarını Kıbrıs’ı Yunanistan’a vermekte gördüler. Kıbrıs meselesinin Türkiye açısından Lozan’da kurulan Türk-Yunan dengesi ile ilgisini görmek istemediler; Türkiye’nin 60 mil güneyinde 400 yıllık bir Türk adasının Yunanistan’a verilmesi ile Türkiye’ye yapılacak haksızlığı umursamadılar ve eli kanlı bir idareyi “meşru Kıbrıs hükümeti” addederek Uluslararası Antlaşmalarla meydana gelmiş bir ortaklık devletini Enosis siyasetinden vazgeçmemiş olan Rum liderlere teslim etmekte sakınca görmediler. Kısacası aldıkları kararlarla Kıbrıs meselesini Rumların lehine halletmiş oldular. 45 yıldır Türk tarafının bunu kabul etmesini beklemektedirler. Bu nedenledir ki Barış Harekâtı nedeniyle silâh ambargosu uyguladılar; bu nedenledir ki, Kıbrıs meşru hükümeti olmadığını bildikleri Kıbrıs Rum idaresini AB üyesi yapmaktan çekinmediler ve bu nedenledir ki tek halk, tek devlet, tek egemenlik esasına dayanan ve Türkiye’nin Kıbrıs üzerindeki hak ve yetkilerini sıfırlayacak Talat-Hristofyas görüşmelerini desteklemeye başladılar. Annan Planı zamanında yaptıkları gibi hiç sıkılmadan paraları ve ağırlıkları ile halkımızı kandırmak için “evlatlarını” harekete geçirdiler. |
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:57 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Cuma, 11 Eylül 2009 10:41 |
|
Sabahattin ÖNKİBAR Yeniçağ 11/09/2009 AKP, İstanbul’da boğulmuştur. Evet koca şehri 4 dönem yani 15 yıldan fazla bir süredir yöneten malum zihniyet, yağan yağmurlara yenik düşmüş ve sele kapılmıştır. Kıvırmasınlar, sorumlu yüzde yüz onlardır. Ne yani taşan dereleri Belediye ıslah etmeyecekti de ben mi ıslah edecektim! Dere yatağına kurulan binalara izni onlar vermedi de ben mi verdim! Hal ve tablo bu iken utanmasalar bu işin suçunu da Ergenekonculara yıkacaklar! Ayıp, insanda biraz insaf, biraz vicdan, biraz da utanma duygusu olur! Koca koca adamlar bakın olayı nasıl çarpıtıyorlar: |
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:57 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Türkiye'nin Üst Kimliği Türk'tür, Türk Milletidir |
|
Yazar Yönetici
|
|
Salı, 25 Ağustos 2009 20:47 |
Şükrü M. Elekdağ
Sayın Başbakan, Türkiye’nin kimliği Türk’tür ve Türk milletidir. Bizim size naçizane tavsiyemiz, Türkiye’nin üst kimliği olarak “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını” telaffuz etmekten vazgeçmenizdir. Çünkü bu ifadeyi her kullanışınızda, Türkiye’nin milli kimliği olarak Türklüğü reddettiğiniz gibi bir anlam çıkmaktadır.
Bu memleket tarihte Türk’tü; bugün Türk’tür ve Türk kalacaktır.
Atatürk, 1923
Türkiye’nin halen tartıştığı sözde “Kürt açılımı”nın temelindeki bölücü terör sorunu, etnik aidiyet duygusunun kışkırtılmasından kaynaklanıyor. Bu kışkırtmanın amacı, ülkemizdeki farklı etnik grupları, ortak üst kimlik olan Türklük ve Türk milleti kavramları etrafında kaynaştıran jeo-kültürel sistemin ve dayanışma değerlerinin çürütülerek, alt kimliklerin baskın hale getirilmesi suretiyle Türkiye’nin milli birlik ve bütünlüğünün çökertilmesini sağlamaktır. Söz konusu tartışma sırasında, sıkça geçen Türk milleti, Türklük, üst kimlik ve alt kimlik kavramlarının, çoğu zaman, bazen bilgisizlikten bazen de kasten hatalı olarak kullanıldığını gördüğümüzden, bu yazıda anılan kavramların gerçek anlamlarını belirtmeye çalışacağız. |
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:58 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Perşembe, 20 Ağustos 2009 12:58 |
|
Rıza Zelyut 19 Ağustos 2009 Güneş Bir savaştan sonra galip ve mağlup vardır. Galip olan, yenilene şartlarını dayatır. Şu sıralarda PKK gerek Öcalan aracılığıyla doğrudan gerek DTP aracılığıyla dolaylı olarak şartlarını Türkiye'ye dayatıyor. 'Avrupa modeli isterim, yani Kürtlerle Türkler eşit iki devlet konumuna gelmeliler. Kendi parlamentom ve silahlı kuvvetim de olmalıdır.' PKK sanki Türk devletini yenmiştir; ona şartlarını sıralamaktadır. Türk devleti de bu şartları nasıl yumuşatacağının hesabını yapmaktadır. Bunu biraz daha somutlaştırırsak şunu diyebiliriz: PKK 25 sene önce başlattığı Türk Silahlı Kuvvetleri ile mücadelesini; galibiyetle noktalamış gibidir. Çünkü; dayatan PKK'dır, bu istekleri kabul etmek durumunda kalan Türkiye Cumhuriyeti, dolayısıyla da TSK'dır. Bir taraf (PKK) silah gösteriyor; şunu şunu isterim diyor; öbür taraf (Türkiye) bu istekleri kabul etmeye hazırlanıyor. Kimse gocunmasın ama, geldiğimiz noktaya dışarıdan bakan birisinin gördüğü manzara budur. |
|
Pazar, 21 Şubat 2010 22:58 tarihinde güncellendi |
|
Devamını oku...
|
|
|