|
Türkiye'nin AB Süreci, BOP Süreci Oldu... |
|
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Cuma, 26 Aralık 2008 21:23 |
| 3 - Türkiye'nin AB Süreci, BOP Süreci Oldu... | 2010 ya da 2011 ilerleme raporunda neler olacak dersiniz? 1) GüneydoÄŸu'da referandum ve özerklik 2) Ermenilere para ve toprak tazminatı 3) Fener Patrikhanesi'nin ABD ve AB himayesine girmesi 4) Dicle ve Fırat'ın denetiminin ABD ve AB'ye bırakılması 5-6 yıl önce medyamızın manÅŸetlerinde neler vardı? " AB ile önümüzdeki tek engel Kıbrıs sorunudur "!.. Halkın beyni bu yalanla yıkanmıştı. 1 Mayıs 2004'te Rumlar, " Adanın bütününü temsilen ve uluslararası anlaÅŸmalara aykırı olarak AB'ye alınırken " Abdullah Gül Selanik'teki kutlamalara katılıyordu. AB sürecine dahil edilip bir sucuÄŸun dilimleri gibi neler koparılmakta; - Kıbrıs ve Ege... - Stratejik tesislerin ve piyasanın Batı'ya devri... - Türkiye'nin federal bir yapıya dönüÅŸmesine yönelik ayrıştırıcı kanunlar ve uygulamalar... - Tarımın (ve köylünün) AB'nin emrine sunulması... - AB ve Batı sermayesinin.. ekonomiyi, medyayı, eÄŸitimi, saÄŸlığı, enerjiyi, ulaÅŸtırmayı, bankaları ve sonuçta siyaseti yavaÅŸ yavaÅŸ iÅŸgal etmeye baÅŸlaması... - Türkiye Cumhuriyeti'ne alternatif, " Ilımlı İslam Devleti'nin " yerleÅŸtirilmeye çalışılması. 6 Mart 1995'te Gümrük BirliÄŸi belgesini imza ederek Türkiye'yi ticari olarak AB (ve Batı) ipoteÄŸi altına sokan Tansu Çiller ve ortakları, " en geç iki yıl içinde AB'nin içindeyiz " yalanını söylüyorlardı. Buna karşılık " o günkü Abdullah Gül " itiraz ederek, " Siz Türkiye'yi arka bahçedeki köpek kulübesine kapatıyorsunuz " diyor ve 8 Mart 1995'te TBMM'de haklı bir tepki gösteriyordu. AKP iktidarı 2004 ve 2005'te AB ile yeni tek yanlı anlaÅŸmalar imzalarken Kızılay'da " AB'ye giriyoruz diye büyük ÅŸenlikler " düzenlendi... 'AB süreci' bir alışveriÅŸ sürecidir... AB süreci adı altında Türk halkına yutturulan durum " içimizdeki oligarÅŸinin Batı emperyalizmi ile yürüttüÄŸü bir alışveriÅŸtir ." Bu süreci yürüten oligarÅŸi,Türkiye'nin AB'ye hiçbir zaman alınmayacağını herkesten iyi bilir. Ama " oligarÅŸinin, Türkiye'nin yönetimine egemen olabilmesi için " emperyalizm canavarına onun istediÄŸi ödünü (ve kanı) vermesi gerekir. Dedim ya, bu bir alışveriÅŸtir. Hani, " mafyaya ödenen haraç gibi..." OligarÅŸi, topuÄŸundan vurulup iktidardan düÅŸmemek için mafyaya (emperyalizme) bu bedeli Türkiye üzerinden öder. - Kimi zaman ekonominin en deÄŸerli stratejik varlıklarını, evdeki mücevherler gibi, tetikçilere altın bir tepsi içinde sunar, Meclis'ten en olmayacak kanunları çıkartır. - Kimi zaman, gönlü el vermese de vatan topraklarını parçalayarak yavaÅŸ yavaÅŸ ülkeyi böler. Kendi özel hedefleri ve iktidarları her ÅŸeyin üzerinde olduÄŸu için istemeden de olsa vermek zorundadır. Bu alışveriÅŸe çok güzel kılıflar bulunur; kimi zaman din özgürlüÄŸü adı altında ülke din faÅŸizmi aracılığı ile Batı emperyalizminin hizmetine sunulur. Bazen fikir özgürlüÄŸü adı altında emperyalizmle iÅŸbirliÄŸi yaparak, ülkeyi bölmek isteyenlerin yolları açılır. Ve her zaman olduÄŸu gibi, sermayenin güçlü ve sihirli eli ile dinciler ve bölücüler aynı ÅŸemsiye altında toplanır. 'AB sürecini' isteyenler elini kaldırsın! Önce dışarıdakilere bakalım; - Atina'nın, Rumların, Barzani' nin, Ermeni diyasporasının elleri hemen havaya yükselir... - Washington, Londra ve Bürüksel sürecin en hararetli savunucularıdır. Türkiye'yi bekleme odasında iÄŸfal edebilmenin en kolay yoludur bu. Tek sıkıntıları Sarkozy, Merkel gibi dilini tutmasını bilmeyenlerin, maskeyi indirmeleridir. Washington'ın (ve AB), Türkiye'nin AB sürecini artık " BOP süreci " haline dönüÅŸtürdüklerini görüyoruz. - Türkiye'deki iÅŸbirlikçi dinciler ve bölücüler de kuÅŸkusuz " AB sürecini bir cankurtaran simidi olarak görüyorlar ". İşbirlikçi ÅŸeriatçılar " AB süreci sayesinde " Atatürk Türkiyesini İslam devletine dönüÅŸtürmek isterler. Türkiye'deki bölücüler de AB sürecini (ve BOP'u) amaçlarının bir parçası haline getirdiler. AB süreci olmazsa Türkiye'nin parçalanamayacağını çok iyi biliyorlar. İçerdeki ve dışarıdaki Sevr sevdalıları kaderlerini, Türkiye'nin AB süreci ile boyunduruk altına alınmasına baÄŸlamışlardır. Abdullah Gül'ün Türkiye-AB iliÅŸkileri konusunda gösterdiÄŸi deÄŸiÅŸimin izini sürersek, iç ve dış çevrelerin bu süreçten beklentilerini, onun kimliÄŸinde daha net görebiliriz. (*) Karşıdevrim süreci mi? Türkiye'nin AB süreci aynı zamanda, " Türkiye Cumhuriyeti'ne karşı bir sivil darbe süreci niteliÄŸindedir ." - "AB istiyor diyerek" ekonominin yönetimini Batı emperyalizmine devrediyorsunuz. - Avrupa'nın (ve Batı) talebidir diyerek ulus-devlet kimliÄŸini, çıkardığınız yasalarla (ve anayasalarla) bozuyorsunuz. - Türkiye'de siyasi, sosyal ve iktisadi düzeni ve üniter devlet yapısını deÄŸiÅŸtirerek ülkeyi yavaÅŸ yavaÅŸ Sevr'e taşıyorsunuz. Evet, AB süreci kesinlikle bir Sevr sürecidir. Zaten savunanlarla karşı çıkanlara baktığınız zaman bir tarafta Atatürk' ü, öte yanda ise Ali Kemal' leri görürsünüz... İnanmıyorsanız televizyon ekranlarına dikkatlice bakın!... (*) Avrupay'la Derin BaÄŸlar, Truva, 2007, sayfa 50-75 |
|