Üye Girişi

Resim Galerisi

KEMALİST DEVRİM E-DERGİ YAYINDA...


DERGİ İÇİN TIKLAYIN dergi.kemalistdevrim.org

E-posta Zinciri


Kendini Ekle KemalistDevrim
Grubu Goruntule

Sosyal aÄŸlar

Facebook'ta paylaÅŸ

Facebook Grubumuz

Çevrimiçi Üyeler

Yok
AB'nin Türkiye Politikasını Anlayanlar ve Anlayamayanlar Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Cuma, 26 Aralık 2008 21:25
7 - AB'nin Türkiye Politikasını Anlayanlar ve Anlayamayanlar
AB'nin Türkiye politikası ile ilgili olarak bu ülkede yaÅŸayan 73 milyon insanı üç gruba ayırmak olası;
1) AB'nin Türkiye politikasını görenler; bunların oranı yüzde yetmiÅŸe yükseldi.
2) Kafaları karıştırıldığı için bu iliÅŸkileri çözemeyen bir kesim vardır.
3) AB'nin Türkiye politikasını çok iyi bildikleri halde, hatta AB'nin (ve Batı'nın) politikalarının Türkiye'de pazarlanmasına hizmet ettikleri halde, "anlamazlıktan gelenler" de bulunmaktadır.
Her ÅŸeye raÄŸmen AB'nin Türkiye politikasının ana baÅŸlıklarını yeniden sıralamakta yarar görüyorum. En azından, kafalarında kuÅŸku bulunanlara yardımcı olurum diye düÅŸünüyorum.
1) AB Türkiye'yi içine, "normal bir tam üye gibi almak istemiyor". Kendi penceresinden bakıldığında haklı nedenleri olabilir. Bunu bir "aidiyet sorunu" olarak görüyor. Yıllardır onların önemli siyaset adamları bu gerçeÄŸi sık sık söyledi. Söylenenler önemli deÄŸil; AB'nin 1990'dan sonra yürüttüÄŸü Türkiye politikası incelendiÄŸinde bunun kanıtları tek tek görülür. Bunları ısrarla ve sabırla nasıl sıraladığımı okurlarım iyi bilirler.
2) AB Türkiye'yi içine almak istememesine raÄŸmen "dışlamak da istemiyor". Bunu "bize ihtiyacı var, onun için" diyerek tanımlayanlar öne çıkar.
Bu "ihtiyaç meselesini" iyi incelemek ve netleÅŸtirmek gerekir. Pazar olarak istediÄŸini almak; bölgede istediÄŸini yaptırmak; içinden bazı parçalarını, "organ nakli" gibi ele geçirmek; sorunlu bölgelere karşı tampon yapmak; siyasi, iktisadi ve kültürel ihtiyaçlarını gidermek için denetiminde tutmak ve hatta parçalamak için bile "bize ihtiyacı var" tanımını kullanabiliriz. Bize her anlamda ihtiyacı olduÄŸu kesindir, kimse kuÅŸku duymasın.
3) Avrupa BirliÄŸi'nin ABD ile birlikte yürüttüÄŸü bölgesel projeler var. Enerji politikasının yürütülmesi ve Rusya gibi bölge ülkelerinin önlerinin kesilmesi için bu projeler devrededir. Kürdistan projeleri Kürtleri sevdikleri için deÄŸildir kuÅŸkusuz; onları, kendi emperyalist hedeflerinin maÅŸaları olarak kullanmak içindir.
Ermeni ve Ortodoks (Patrikhane) projeleri Kürdistan projesinden farklıdır. Orada kültürel ve dini öÄŸeler de devreye girer. Aidiyet meselesi ve "barbarlara karşı" birliktelik öne çıkar.
Bu projelerin yürütülmesi demek Lozan'ın kazanımlarının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin yavaÅŸ yavaÅŸ ortadan kaldırılması anlamına gelir. AB'nin Türkiye politikasını anlamak için ÅŸunlara bakmak gerekir;
1) AB ile Maastrich'ten sonra yapılan baÅŸlıca ikili anlaÅŸmaların içeriÄŸindeki "anormallikler" ve tek yanlı baÄŸlılıklar.
2) Katılım Ortaklığı Belgeleri'nde (KOB), ilerleme raporlarında, Brüksel'in Türkiye raporlarında yer alan anormal talepler.
3) Türkiye-AB iktisadi iliÅŸkilerinde 1.1.1996'dan beri (gümrük birliÄŸinin fiilen uygulanması) meydana gelen sonuçlar.
4) TBMM'nin AB ile iliÅŸkiler çerçevesinde çıkardığı kanunlar.
5) Hükümetlerin "kanun benzeri" sonuçlar doÄŸuran kimi kararları.
6) AB kurumlarının Türkiye'nin içiÅŸleri ve dış politikası ile ilgili olarak aldıkları dayatmacı kararlar.
Bütün bunlar incelendiÄŸinde ÅŸu sonuçlar ortaya çıkar;
- AB Türkiye'yi bir üye olarak içine almamakta, "güdümü altına sokmaktadır".
- Bu baÄŸlanma, "Türkiye'nin AB dışındaki ülkelerle iktisadi iliÅŸkilerinde Brüksel'in söz sahibi olmasına" yol açıyor.
- AB ile iliÅŸkileri yüzünden Türkiye, sürekli ulusal çıkarlarıyla baÄŸdaÅŸmayan siyasal ödünler vermek durumunda kalmaktadır.
- Türkiye Cumhuriyeti, AB ile iliÅŸkileri yüzünden, "ulusal egemenlik haklarını kullanamaz" duruma gelmektedir.
- Tarımda, sanayide, ticarette tek taraflı baÄŸlandığı için ulusal politikalar yürütemez duruma düÅŸmüÅŸtür.
Bütün bunlar yaÅŸamakta olduÄŸumuz gerçeklerdir. İçimizdeki oligarÅŸi, yıllardır Türkiye'yi yavaÅŸ yavaÅŸ AB üzerinden Batı kapitalizmine baÄŸlıyor. Bu baÄŸlanma tek yanlıdır ve sömürgeleÅŸme ile eÅŸanlamlıdır. AB'nin Türkiye politikası, bu sürecin devamına yöneliktir.
İslamcı yapılanma ve AB'ye baÄŸlanma süreci tam bir bütünleÅŸme içindedir. Devletin küçültülmesi ve "her ÅŸeyin piyasaya devredilmesi" yabancıların da, İslamcıların da iÅŸine gelmektedir.
Papa bile son gün mesajında İslamcı siyasilere ve iktidara prim vermedi mi?