Üye Girişi

Resim Galerisi

KEMALİST DEVRİM E-DERGİ YAYINDA...


DERGİ İÇİN TIKLAYIN dergi.kemalistdevrim.org

E-posta Zinciri


Kendini Ekle KemalistDevrim
Grubu Goruntule

Sosyal aÄŸlar

Facebook'ta paylaÅŸ

Facebook Grubumuz

Çevrimiçi Üyeler

Yok
Devrimcilik Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Cuma, 26 Aralık 2008 21:35
6 - Devrimcilik
Kemalist "devrimcilik" ilkesi, halkçılıkla ve hatta demokrasi anlayışı ile iç içe bir anlam taşır. Mustafa Kemal'in 1923'te Konya'daki bir konuÅŸmasında yer alan ÅŸu cümleler. O'nun nasıl bir devrimcilik anlayışından hareket ettiÄŸini, hiçbir yanlış anlamaya yer vermeyecek kadar açık bir biçimde sergilemektedir: "Bozuk zihniyetli milletlerde büyük çoÄŸunluk baÅŸka hedefe, aydın denen sınıf baÅŸka zihniyete sahiptir. Aydın sınıf telkinle, aydınlatma ile büyük çoÄŸunluÄŸu kendi amacına göre ikna etmeyi baÅŸaramayınca, baÅŸka yollara baÅŸvurur. Halka zorbalık etmeye baÅŸlar. BaÅŸarıya ulaÅŸmak için, aydın sınıfla halkın zihniyet ve hedefi arasında tabii bir uyum olması gerekir. Yani aydın sınıfın halka telkin edeceÄŸi ilkeler, halkın ruh ve vicdanından alınmış olmalı. Bu halk bir defa karşısındakinin samimiyetle kendilerine yardımcı olduklarına inanırsa her türlü hareketi derhal kabule hazırdır. Bunun için gençlerin herÅŸeyden evvel millete güven vermesi gereklidir."
Bu, seçkinciliÄŸi açıklıkla yadsıyan, halkla bütünleÅŸmeye ve dolayısıyla demokratik yöntemlere büyük önem veren bir devrimcilik anlayışıdır.
Kemalist devrimcilik anlayışının iki yanı bulunduÄŸunu söyleyebiliriz. Birinci yanı eski düzenin geçerliÄŸini yitirmiÅŸ kurumlarını yıkıp, yerlerine çağın gereksinmelerini karşılayacak kurumlan koymakla ilgilidir. Ama kemalizm bununla yetinmemekte, devrimciliÄŸi aynı zamanda sürekli olarak yeniliklere, deÄŸiÅŸmelere açıklık biçiminde anlamakta ve kalıplaÅŸmaya karşı çıkmaktadır.
Atatürk, devrimcilik ilkesinin birinci öÄŸesini ÅŸöyle tanımlıyordu: "Devrim, Türk milletini son yüzyıllarda geri bırakmış olan kurumları yıkarak yerlerine, ulusun en yüksek medeni gereklere göre ilerlemesini temin edecek yeni kurumları koymuÅŸ olmaktır." Atatürk, yaptığı devrimin ülkeye kazandırdıklarının korunmasını elbette ki devrimcilik ilkesinin bir gereÄŸi sayıyordu. Ama O'nun açısından sorun o noktada bitmiyordu. KoÅŸulların deÄŸiÅŸeceÄŸinin, deÄŸiÅŸen koÅŸulların yeni kurumları, yeni atılımları gerektireceÄŸinin bilincindeydi. Bu nedenledir ki, kemalist ideolojinin kalıplaÅŸmasına, bir anlamda devrimin dondurulmasına karşıydı. KoÅŸullara koÅŸut olarak sadece kurumların deÄŸil, düÅŸüncelerin de deÄŸiÅŸmesinin gerekliliÄŸini biliyordu, iÅŸte bu nedenledir ki, kemalizmin devrimcilik ilkesi, aynı zamanda bir sürekli devrimcilik anlayışını da yansıtmaktadır.
En ilerici kurumlar bile, koÅŸullar içinde eskir. En ileri bir devrimin "bekçiliÄŸi" ile yetinenler, günün birinde deÄŸiÅŸen koÅŸulların gerisinde kalmaktan, tutuculaÅŸmaktan kurtulamazlar. Kemalizmin bu sürekli devrimcilik anlayışını benimsemeden, sadece Mustafa Kemal'in saÄŸlığında gerçekleÅŸtirdiklerinin bekçiliÄŸi ile yetinenleri Kemalist ya da Atatürkçü saymak olanaksızdır. Suna Kili, "Devrimcilik kalıplaÅŸmayı, duraÄŸanlığı, köhneleÅŸmeyi, iÅŸlevini kaybetmeyi, çağın, toplumun gerisinde kalmayı önlemek, dinamik bir devrim anlayışım saÄŸlamak ve sürdürmek için konmuÅŸtur." derken haklıdır. Emre Kongar da, aynı gerçeÄŸi ÅŸöyle ifade etmektedir: "İkinci anlamda devrimcilik, Türk Devrimini, temel ilkeleri yönünde ileri götürme görevini içeriyordu. Yalnız mevcudun ve gerçekleÅŸtirilenin korunması ileyetinilmeye-cek, Türk Devrimi, zamanın gereklerine ve çaÄŸdaÅŸ geliÅŸmelere göre, temelinde yatan ilkeler doÄŸrultusunda daha da ileriye götürülecekti."