|
Halkçılık İlkesi: İşçiler ve Köylüler |
|
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Cuma, 26 Aralık 2008 22:39 |
| - Halkçılık İlkesi: İşçiler ve Köylüler | | İşçi sınıfı Batı'da, sanayi devrimi ile ortaya çıkmış ve bir sınıf olarak güçlenmiÅŸtir, iÅŸçi sınıfı, kendi sınıfsal çıkarı için örgütlenmiÅŸ ve bu amaçla kanlı siyasal kavgalara giriÅŸmiÅŸtir. Batı düÅŸünce tarihi de bu sosyal mücadeleleri izlemiÅŸtir. Sanayi devriminin dışında kalmış, üstelik Batı ticari kapitalizminin pazarı olan Osmanlı toplumunda sanayi iÅŸçisinin oluÅŸamayacağı da doÄŸaldı. Proletaryanın oluÅŸmadığı, güçlenmediÄŸi ve örgütlenmediÄŸi bir toplumda emekçi sınıfların geliÅŸimi, Batıdan ayrı bir çizgi izleyecekti. Osmanlı toplumunda iÅŸçi sınıfı, köyden büyük ÅŸehirlere çalışmak için gelen köylüler ve yabancı sermayenin kurduÄŸu fabrikalarda çalışan iÅŸçilerden oluÅŸan dağınık ve güçsüz gruplardı. Köylüler, dirlik sahibi denilen, asker-memur karışımı yetkilerle donatılmış feodal beylerin tarlalarında çalışan reayalardı. Mültezimlerin halkı ezen ve sömüren vergi düzenleri altında yaÅŸayan toprak emekçileri de dağınık ve örgütsüzdürler. Merkezi otorite ve teokratik yönetimin yarattığı dinsel dokunulmazlık, devlete yüce bir kiÅŸilik vermiÅŸ; halk, kendi üretim gücüne yabancılaÅŸan kaderci bir eÄŸitimle yetiÅŸtirilmiÅŸti, İstanbul'un yaÅŸadığı Lale devirleri, Tanzimatlar, MeÅŸrutiyetler, Anadolu halkını ve Türk köylüsünü etkilememiÅŸ yüzeysel devrelerdi. KurtuluÅŸ Savaşı baÅŸladığında, vergi adaletsizliklerinden, Balkan ve Dünya savaÅŸlarından bezmiÅŸ ve yılmış bir köylü sınıfı, kendi kader çizgisi dışındaki olayları çaresiz beklemekteydi. Tanzimatların, MeÅŸrutiyetlerin içi boÅŸ kavramları, ittıhatçı-ihtilafçı çekiÅŸmeleri ve kanlı olayların, köy yaÅŸantısına hiçbir etkisi yoktu. KurtuluÅŸ Savaşı sonrasında iÅŸçi ve köylüler, güçsüz, örgütsüz ve dağınıktılar. Yüzyıllarca sömürülmüÅŸ, kendisinden barışta vergi vermesi, savaÅŸta ise ÅŸehit olması istenmiÅŸ sınıfların, kendi yarınları için savaÅŸa girmeleri de beklenemezdi. KurtuluÅŸ Savaşı tamamlandığında, böylesine yılgın ve periÅŸan bir halk, milyonlarca borç, genç Türkiye'yi bekliyordu. "Hasta Adam" böyle bir miras bırakmıştı. |
|