|
Halkçılık İlkesi: Köylü Efendimizdir |
|
|
|
Yazar Yönetici
|
|
Cuma, 26 Aralık 2008 22:41 |
| 7 - Halkçılık İlkesi: Köylü Efendimizdir | Atatürk, bir Sovyet diplomatı ile yaptığı görüÅŸmede iÅŸçi ve köylü sınıfları konusunda ÅŸunları söylemektedir: "Türkiye'de iÅŸçi sınıfı yok, çünkü geliÅŸmiÅŸ bir sanayi yok. Bizim burjuvazimizi ise, henüz burjuva sınıfı haline getirmek gerekiyor. Ticaretimiz çok cılız. Çünkü sermayemiz yok, yabancılar bizi eziyor... Sizin Rusya'da mücadeleci bir iÅŸçi sınıfı var. Ona dayanmak mümkündür ve ona dayanmalıdır. Bizde iÅŸçi sınıfı yoktur ve köylüye göre ağırlığı azdır. Sizde endüstri geliÅŸmiÅŸtir, bizde yok gibidir..." Atatürk'ün bu sözleri onun gerçekçiliÄŸini yansıtmaktadır. ÖrgütlenmiÅŸ ve bilinçli bir iÅŸçi sınıfı siyasal mücadeleye girmedikçe, sosyalist bir düzen kurmaya imkan yoktur. Atatürk bu gerçeÄŸi görerek köylüye ağırlık verilmesini ileri sürmektedir. Köylüye ağırlık vermek ise, yine, köyden gelen bilinçli toprak dağılımı istemleri ile gerçekleÅŸebilir. Köylüden bu yolda bir istek ve mücadele arzusu da gelmiyordu. Üstelik KurtuluÅŸ Savaşı böyle bir toprak dağılımına karşı olan eÅŸraf ile kazanılmıştı. Atatürk'ün halkçılık anlayışını kanıtlayan ilk giriÅŸimi, I925'te AÅŸar Vergisinin kaldınlmasıydı. Henüz 1921 yıllarında EreÄŸli'de çalışan iÅŸçilerin sosyal güvenliklerini saÄŸlayan bir yasa kabul edilmiÅŸtir. 1936 yılında ise, İş Kanunu yürürlüÄŸe kondu. Mültezimlerin,tütün reisliÄŸinin kaldırılması, ormanların devletleÅŸtirilmesi, köylerin birleÅŸtirilmesi yolunda çalışmalar yapılması, zirai kombinaların kurulması, toprak reformu ve Köy Enstitüleri birbirlerini tamamlayan halkçılık hareketlerinin halkalarıdır. Bu arada Ziraat Bankası'nın güçlendirilerek, üreticiye kredi saÄŸlama hizmetlerinin devletçi bir düzene baÄŸlanması da bu halkçılık anlayışının uygulamasıdır. Bu devrimci hareketlerin hiçbiri, tabandan gelen isteklerle yapılmış ve baÅŸarılmış deÄŸildir! Atatürk, her türlü olumsuz koÅŸula ve özellikle KurtuluÅŸ Savaşı'nı birlikte yürüttüÄŸü tutucu memur ve eÅŸrafa raÄŸmen köylünün hayat koÅŸullarını deÄŸiÅŸtirmek için çabalıyordu. Bütün bu hizmetlerin yerine getirilmesinde devletin sınırlı olanaklarını da göz önünde bulundurmak gerekir. Devletin gelirlerinin büyük kısmı Düyun-u Umumiye borçlarına ayrılıyor, köylüye yol, ışık, okul, hastane götürecek olan mali olanaklar Osmanlı borçlarını ödemeye harcanıyordu Hiçbir devrim, birkaç yılda halk kitlelerinin yaÅŸayış koÅŸullarını deÄŸiÅŸtiremez. Atatürk'ün halkçılık anlayışı köylünün efendiliÄŸini amaçlayan bir devrimin ana hedeflerini göstermektedir... |
|