Üye Girişi

Resim Galerisi

KEMALİST DEVRİM E-DERGİ YAYINDA...


DERGİ İÇİN TIKLAYIN dergi.kemalistdevrim.org

E-posta Zinciri


Kendini Ekle KemalistDevrim
Grubu Goruntule

Sosyal aÄŸlar

Facebook'ta paylaÅŸ

Facebook Grubumuz

Çevrimiçi Üyeler

Yok
Ulusallık... Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Cuma, 26 Aralık 2008 22:46
12 - Ulusallık...
Ulusal KurtuluÅŸ Savaşı'mızın iki ana amacı vardır. Amaçlar­dan biri, Atatürk'ün "istiklal-i tam" olarak tanımladığı ulusal ba­ÄŸÄ±msızlığın saÄŸlanmasıdır. İkinci amaç, bu ulusal yapı içinde ulus egemenliÄŸinin oluÅŸmasıdır. Bu açıdan bakarsanız, Atatürkçülük. Kemalizm ya da Atatürk ilkeleri, kısaca, "ulusal devrim" kavra­mına baÄŸlanarak yorumlanabilir. Atatürkçülük ulusallık de­mektir. Tam bağımsızlık, öncelikle ilk Büyük Millet Meclisi'nin "emperyalizm ve kapitalizmin tahakküm ve zulmü" olarak nite­lediÄŸi saldırıları püskürtüp, bağımsız bir devlet kurması anlamı­na gelmektedir. Ancak bağımsızlık, bütün emperyalist devlet­lere karşıdır. Atatürk ilkeleri, ulusal bağımsızlığın her türlü bas­kıcı ve sömürücü devletlere karşı savunulmasını gerektirir. Ke­malizm'in dünyaya bakış açısı budur. Ne koÅŸul altında olursa olsun bağımsızlık, tam bağımsızlık!..

ÖrneÄŸin, Mustafa Kemaci tam bağımsızlık görüÅŸü, BirleÅŸik Amerika'nın Vietnam'a yaptığı askeri müdahaleye ve Sovyetler BirliÄŸi'nin Afganistan iÅŸgaline eÅŸit ölçüde karşı olmayı gerektirir. Atatürkçü tam bağımsızlık anlayışı, İsrail'in OrtadoÄŸu'daki yayıl­ma siyasetine karşı tavır alırken, Asya ve Afrika'da Batı emper­yalistlerine karşı savaÅŸ veren ülkelere tam destek saÄŸlar. Söz­geliÅŸi Cezayir sorununda, kayıtsız koÅŸulsuz, Fransa'nın karşısın­da, Cezayir halkının yanındadır. Atatürkçü bağımsızlık anlayı­ÅŸÄ±nın, dünden bugüne ulaÅŸan böyle bir içeriÄŸi vardır.

Ulusal egemenlik, iç siyasal yaÅŸamda ayrıcalıklı aile, kurum, sınıf ve kiÅŸi kavramına karşıdır. Bu egemenlik anlayışı ayrıcalık­lardan kaynaklanan türlü egemenlikler yerine, çok partili dü­zen kalıpları içinde, halkın istemlerini ölçü ve temel alır.

Yurt topraklarının düÅŸman saldırılarına uÄŸradığı o en güç günlerde, "milletin azim ve kararına" güvenen Atatürk, kurdu­ÄŸu düzeni de bu temeller üzerinde yükseltmeye çalışıyordu. Amerikan mandacılığının kimi aydınlarımızı büyülediÄŸi günler­de, büyük bağımsızlık savaÅŸçısı ÅŸöyle konuÅŸmaktaydı:

- En aydın sayılan insanların, manda tutkusu ile adeta ulusun bağımsızlık ruhunu yıkmak için gafilane bir çalışma ve sürekli çaba içinde çırpındıklarını hayretle görüyordum. Ben artık ÅŸu noktayı açıklıkla düÅŸünebiliyordum: DüÅŸmanlar, bağımsızlığımızı yok et­meye karar vermiÅŸlerdir, bu gerçeÄŸi ulus henüz tam keÅŸfedeme­miÅŸtir. Çünkü İstanbul karanlık sisler içinde boÄŸulmuÅŸtur Oradaki zekalar, oradaki vicdanlar, bir taraftan doÄŸrudan doÄŸruya düÅŸ­man baskısı, bir taraftan düÅŸman aldatmasıyla bunalmış ve bu­naltılmış halde idi...

O en güç günlerde, o "Amerikan mandasının en seçkin ay­dınlarda vazgeçilmez bir tutku gibi yerleÅŸtiÄŸi günlerde, Atatürk, tam bağımsızlıktan, ulusun istem ve direncinden söz ediyor ve Kemalist devrimin ilkelerini oluÅŸturacak olan doÄŸrultudan, tek bir sözcüÄŸü bile ödün vermiyordu. Ulusallık iÅŸte bu demekti.

Demokrasi, halkın kendi kendini yönetmesi diye tanımla­nır. Atatürk, düÅŸman saldırıları karşısında bile bu ana ilkeyi hiç gözden uzak tutmamış, kararlarını, o günün koÅŸulları içinde yi­ne de bir Meclis'e dayandırmak gereÄŸini duymuÅŸtur. Yakın ar­kadaşı Yunus Nadi'ye, ilk Meclis'in açılacağı günlerde ÅŸöyle seslenmez mi?

- Önce Meclis Nadi Bey, önce Meclis...

DüÅŸmanın top sesleri Haymana sırtlarında duyulduÄŸu gün­lerde bile Ankara'daki ilk Büyük Millet Meclisi'nin öz istem ve kararlarına dayanan Mustafa Kemal, Türk ve dünya tarihine ders alınması gereken bir kiÅŸilik ve onur örneÄŸi armaÄŸan et­mekteydi.

Evet, AtatürkçülüÄŸün bu iki ana doÄŸrultusu hiç gözlerden uzak tutulmamalıdır. Birinci doÄŸrultu, dışarıya karşı tam ba­ÄŸÄ±msızlık ilkesidir. İkincisi ise içerde ulusal egemenlik anlayışı­nın vazgeçilmez bir amaç olarak benimsenmesidir.

"Ben Atatürkçüyüm" diyebilenlerin, bu iki ana ilkeye ne öl­çüde baÄŸlı olduklarını ara sıra sınamaları gerekir!

BaÅŸta Atatürk olmak üzere, yakın silah arkadaÅŸları ile ilk Meclis'in o yurtsever, o çalımsız, o özverili üyelerini saygıyla, rahmetle anıyoruz...