| 9 - “...´Ä°nkılâp´ Tek, Anti/ Emperyalist, Ulusal ve Demokratikt | ...peki o münasebetle, ne demiÅŸim, ÅŸunu mu?
''...Anadolu İhtilâli 'kadrosu'nun, bana sorarsanız, en vahim ve tehlikeli çeliÅŸkisi ÅŸudur: Batı'yı giyimde, kuÅŸamda, sofrada (yaÅŸamakta) taklit etmeyi, 'medeni olmak' sanıyor; bu taklit eÄŸilimini Anadolu'ya, 'bizzat' Batılıların soktuÄŸunu unutuyordu...'' (Cumhuriyet, 18 Ekim 2004)
Kaç Cumhuriyet KuÅŸağı, 'Atatürk İnkılâpları' diye neyi öÄŸrenmiÅŸtir? Harf İnkılâbı, Åžapka İnkılâbı, Kıyafet Inkılâbı, vs. Gerçekte ortada, ulusal ve radikal, tek bir inkılâp vardı: 'Ulusal Demokratik Devrimi'; o da, anti/Emperyalist bir 'KurtuluÅŸ Savaşı'yla birlikte gerçekleÅŸtirilmiÅŸ; Anadolu halkına, 'tam bağımsız' bir uygarlık bileÅŸimine ulaÅŸmak yolunu açmıştı. Bu açıdan baktık mı, adına 'inkılâplar' dediÄŸimiz, üstyapı deÄŸiÅŸikliklerinin topuna, denilse denilse, ancak 'Kültür Devrimi' denilebilirdi; ki, bilindiÄŸi üzere, 'altyapısını' geliÅŸtirmekte gecikmiÅŸ toplumlarda, üsyapının süratle deÄŸiÅŸmesi için, bazı yönetimler bu metoda baÅŸvurabilir; meselâ Çin Halk Cumhuriyeti 'nde Maozedung böyle bir 'Kültür Devrimi' ne giriÅŸmiÅŸ; o dönemde, dillere destan olmuÅŸtu.
Gâzi 'nin 'Anadolu İhtilâli ', henüz tarımsal -üstelik yarı sömürge- bir 'ümmet toplumu' niteliÄŸini taşıyan Anadolu halkını; 'uluslaÅŸmış' bir 'endüstri toplumuna' dönüÅŸtürmek istiyordu; inkılâp diye, sadece üstyapıyı deÄŸiÅŸtirmek amacını gütmüyordu, zaten güdemezdi, zira böyle bir üstyapı, toplumsal ve ekonomik devrimle, kendi kendine zaten deÄŸiÅŸecekti; eÄŸer Türkiye, beÅŸ yıllık sanayileÅŸme planlarıyla, istediÄŸi gibi bir sanayi toplumuna hızla dönüÅŸebilse, -'kıyafet inkılabı' ndan, 'ÅŸapka inkılâbı 'na, hepsi- kendiliÄŸinden, yâni yasa çıkarmaksızın oluÅŸacaktı.
Amma da atıyor muyum? Acaba?
'Pantolon ihtilâli'
(Tartışma/1 Meraklısı bilir: Margot, yüzü handiyse Marlene Dietrich makyajlı, saçları erkek tıraşı, ressam bir kadındı; 50 'li yıllar Paris 'inde, tepeden tırnaÄŸa 'erkek giyinir'; Raspail Bulvarı 'nda, piposunun dumanını savurarak dolaşırdı. Garip bir 'istisna' oluÅŸturduÄŸu söylenince, cevabı hiç deÄŸiÅŸmiyordu ''-...biraz acele ettiÄŸim söylenebilir, fakat elli seneye kalmayacak, Batı'da kadınlar erkek kılığında dolaÅŸacaktır!..'' DoÄŸrusu, elli yıl gerekmedi; on yıl kadar sonra, yine Paris 'ten Yön dergisine yazdığım bir yazının, baÅŸlığı aynen ÅŸudur: ''Pantolon İhtilâli!..''
Artık geliÅŸmiÅŸ Batılı toplumlar, giyimde kuÅŸamda, kadın/erkek tefrikini, handiyse bütünüyle ortadan kaldırmış görünmüyor mu? Neden ve nasıl? Bunu anlamak için, sanırım ünlü Marie Antoinette filmini; o filmde, kadın ve erkek oyuncuların, nasıl giyindiklerini hatırlamalısınız: Fırfırlı etekler, anıtsal peruklar, pul pul yaldızlı taytlar, ponponlu yelekler vs... Kadınla erkek, süste püste, adeta yarışmaktadır; hatta, makyajda da, namlı bir karakter oyuncusunun (Joseph Schilkaudraut) pudralı yüzünü, kalemle çizilmiÅŸ kaÅŸlarını, hiç unutmam! Bilirsiniz elbet, Fransız toplumu, o kılık kıyafetten, günümüzdeki kılık kıyafete gelmek için, yasa masa çıkarmamış; yasak filan koymamıştır; çünkü çiftçi derebeyi toplumundan, sanayileÅŸmiÅŸ burjuva toplumuna geçiÅŸ, hayatı olduÄŸu kadar, giyim kuÅŸamı da etkiliyor; her ÅŸeyi deÄŸiÅŸtiriyordu.
Amma da yaptım mı? Hele bir düÅŸünsenize, sanayileÅŸme, gevÅŸek ve rahat feodal toplumun kuralsızlığını; örgütlü ve sistematik fabrika düzenine sokuyor; saate baÄŸlı yaÅŸamak kurallaşıyor; sabahın bilmem kaçında iÅŸ başı yapabilmek, o fırfırlı kılıklarla, pudralı peruklarla, zarif pabuçlarla nasıl mümkün olacak? Saçlar kesildi, sakallar tıraÅŸ edildi, hareket serbestliÄŸi getiren, pantolon-ceket düzenine geçildi. Kadınlar, biraz daha beklemek zorunda kaldılar, bu doÄŸru! Ancak, I. Dünya Savaşı, onları da fabrika yaÅŸantısına sürükleyince, eÅŸleri gibi, onlar da saçlarını kesip, süsü püsü gevÅŸettiler, ufak ufak, pantolona doÄŸru kaydıkları görüldü. O halde, Türkiye Cumhuriyeti, eÄŸer o tarihte yarı feodal yarı sömürge kırsallıktan, tam bağımsız ve özgür bir sanayi toplumuna geçebilseydi kılık kıyafet deÄŸiÅŸtirmek için yasalara gerek kalmayacak, o iÅŸ kendiliÄŸinden olacaktı. Bunun örneÄŸi de yok deÄŸil: BildiÄŸim kadarıyla, feodal kılıkları, Avrupa 'nınkinden süste hiç de aÅŸağı kalmayan Japonların, Meiji Devrimi 'nden sonra, adım adım sanayi toplumuna doÄŸru gitmeleri, aynen Batı toplumlarındaki gibi, onları da, daha pratik, daha modern bir giyim kuÅŸam mantığına getirmiÅŸtir.
Peki, bu neyi kanıtlıyor?
'Pantolon ihtilâli' neyi gösterir?
(Tesbit/1. ''...her ÅŸeyden önce, Anadolu İhtilâli'nin yapısı itibarıyla, bir giyim kuÅŸam, bir yaÅŸama biçimi, bir kültür ihtilâli olmadığını kanıtlıyor; önce (Ulusal) anti/emperyalist bir demokratik devrim, yani kırsaldan sanayi toplumuna akmak isteyen, sosyal ve ekonomik, radikal bir deÄŸiÅŸme çabası!.. EÄŸer deÄŸiÅŸme o doÄŸrultuda, aynı hızla sürseydi, üstyapının zaten kendiliÄŸinden deÄŸiÅŸmiÅŸ olacağı, hem Avrupa'daki hem Asya'daki örnekleriyle, meydanda!..''
''...hal böyle olunca, Anadolu İhtilali 'ni döndürüp dolaÅŸtırıp, Batılı gibi giyinmek, Batılı gibi yaÅŸamak ÅŸeklinde anlamak; gerçekte bu üst/yapının, ancak ulusal ve tam bağımsız bir sosyal ve ekonomik altyapının, gerçekleÅŸtirilmesi sayesinde oluÅŸabileceÄŸini, unutmak anlamına geliyor ki; bunu ancak 'Batılı Beyaz ve Hıristiyan' Emperyalizm bize telkin edebilirdi; çünkü Osmanlı 'ya böyle yapmıştı, sömürgelerinde böyle yapıyordu: Giyim kuÅŸam, yiyip içme bahsinde kendine benzettiÄŸi yerli aydınları kullanarak, ülkeyi ve asıl halkı, 'medeni bir ÅŸekilde' bir güzel soyuyordu.
Peki, Anadolu İhtilâli 'nin lideri, böyle telkine inanır mıydı? İnanmamıştır; hem kılık kıyafet bahsinde ciddi uyarıları vardı; hem de, Batı 'nın asıl amacının ne olduÄŸu konusunda, çok açık konuÅŸmuÅŸtur. Nasıl mı? Ona da bakarız.
Cumhuriyet, 27.10.2004
|
|