Üye Girişi

Resim Galerisi

KEMALİST DEVRİM E-DERGİ YAYINDA...


DERGİ İÇİN TIKLAYIN dergi.kemalistdevrim.org

E-posta Zinciri


Kendini Ekle KemalistDevrim
Grubu Goruntule

Sosyal aÄŸlar

Facebook'ta paylaÅŸ

Facebook Grubumuz

Çevrimiçi Üyeler

Yok
Gâzi´nin, O ´Dev´ Yalnızlığı!... Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Cumartesi, 27 Aralık 2008 23:06
1 - “Gâzi´nin, O ´Dev´ Yalnızlığı!...”Ne çetin bir 'dev' yalnızlığı içindeymiÅŸ! Çevresinde yaÅŸamış olanlardan, hangisinin hassas ve akıllı 'hatırasına' el atsam; bu gerçeÄŸi yoÄŸun bir sis halinde, görmüÅŸümdür: Hasan Rıza Bey (Soyak) sayfalar boyunca, imâ eder durur; Fâlih Rıfkı Bey (Atay), üstelik sosyal haritadaki yerine koyarak, tarif etmiÅŸtir:

''... Mustafa Kemal'le, samimî olarak, yalnız Gökalp kolundan -yâni 'ırkçı' ve 'gelenekçi' olmayan, Batı kültür ve medeniyetçisi- Türkçüler, iÅŸbirliÄŸi etmiÅŸlerdir. Sayılarının ne kadar az olduÄŸunu söylemekten sıkılırım; pek çokları, Mustafa Kemal gibi bir kurtarıcının her yaptığının, -kendi inançlarına aykırı da olsa-, doÄŸru olduÄŸu fikrine baÄŸlı idiler; pek azı, yapılanları anlayarak ve onlara inanarak; pek çoÄŸu Mustafa Kemal'e baÄŸlı olarak, ona inanarak yürümüÅŸlerdir...''

''...Atatürk, ileri atılışlarında; daima statükocu, el altından sinsi sinsi, Tanzimat bürokratlarının, pasif dayatışına uÄŸramıştır. Gerçekte Atatürk Partisi, 'millet içinde' deÄŸil 'kendi partisi içinde', azınlıkta idi. (buraya dikkat!) Ölümünden sonra parti güdümü, bu inançsızların eline geçti. (Sizce kimleri kastediyor?) Türkiye'nin Atatürk sonrası ve Demokrasi Tarihi; dünya tarihine, karaktersiz aydınların, bir millete yapabilecekleri kötülükler örneÄŸi olarak; ve KurtuluÅŸ tarihi ise, saÄŸlam karakterde bir aydının, nasıl mucizeler yaratabileceÄŸinin örneÄŸi olarak geçecektir...'' (bkz. 'Çankaya')

Durumun 'vahâmetini' daha açık, nasıl söylesin?

'...halkla kaynaÅŸmak', asıl kime düÅŸer?

O nesil yalnız bizde deÄŸil, -meselâ Çin 'de ve Rusya 'da da 'ÇaÄŸdaÅŸlaÅŸma' yı, 'BatılılaÅŸma 'yla karıştırıyordu. Osmanlı 'nın Teceddüt Tarihi', Batı 'dan -yâni Düvel-i Muazzama 'dan, yâni Emperyalizm 'den- medet uman aydınların tarihidir (yine öyle deÄŸil mi?); 'Yeni Osmanlılar' da, 'Jöntürkler' de, PadiÅŸah ve Halife'nin saltanatına karşı olmuÅŸ; yarı inkılapçı, yarı 'komprador alafrangası' olarak, kapağı mutlaka ya Paris 'e, ya Londra 'ya, ya 'Viyana'ya atmışlardı; bulabildikleri çözüm, Tanzimat 'tır, yâni altıyüz yıllık Devlet-i Aliyye-i Osmaniye 'yi 'batıran' süreç! Türklerde, Mustafa Kemal PaÅŸa 'KurtuluÅŸu' DoÄŸu 'da gören ilk ihtilalci idi: Dersaadet 'ten Avrupa baÅŸkentlerine deÄŸil, Samsun 'a gitmiÅŸtir.

O, Tanzimat 'oligarÅŸisi' nin (Bürokrasi+Komprador Burjuvazi+Münevverân), ne türlü bir belâ oluÅŸturduÄŸunu, Fâlih Rıfkı Bey 'den (Atay) yıllarca önce (20 Mart 1923) söyleyecekti:

''...aydınlarımız arasında çok iyi düÅŸünenleri vardır ama, genellikle ÅŸu yanılgıya düÅŸeriz; inceleme ve araÅŸtırmalarımızda, daha çok kendi ülkemiz, kendi gelenek ve göreneklerimiz, ya da ihtiyaçlarımızı temel almalıyız; aydınlarımız, belki bütün dünyayı, bütün öteki milletleri tanır, ama kedimizi bilmeyiz...''

''...aydınlarımız, 'milletimizi en mutlu millet yapayım' der; 'baÅŸka milletler nasıl olmuÅŸsa, onu da aynen öyle yapalım' der; ama düÅŸünmeliyiz ki böyle bir düÅŸünce, hiçbir dönemde baÅŸarı kazanmış deÄŸildir: Bir millet için mutluluk olan ÅŸey, diÄŸer millet için yıkıma sebep olabilir; aynı neden ve ÅŸartlar, birini mutlu kıldığı halde, diÄŸerini mutsuz edebilir. Onun için bu millete gideceÄŸi yolu gösterirken; dünyanın her türlü ilminden, icatlarından, geliÅŸmelerinden yararlanalım; fakat unutmayalım ki, (buraya dikkat!) asıl temeli kendi içimizden çıkarmak zorundayız...''

''...milletimizin tarihini, ruhunu, geleneklerini; doÄŸru dürüst ve saÄŸlam olarak görmeliyiz. (buraya dikkat!) itiraf edelim ki hâlâ ve hâlâ, aydınlarımızın gençleri arasında, halkla ve halkın alt kesimleriyle yakınlık gerçekleÅŸmiÅŸ deÄŸildir. Memleketi kurtarmak için, bu iki kesim arasındaki uygunluÄŸu (uyumu) saÄŸlamak gerekiyor; bunun için de, biraz halkın yürüyüÅŸünü hızlandırması, aydınların da çok hızlı gitmesi lâzımdır; fakat halka yaklaÅŸmak ve halkla kaynaÅŸmak, daha çok, daha fazla, aydınlara düÅŸen bir görevdir...''

'Dip dalgası' ne durumdadır?

G eçenlerde, '...sizin 'dip dalgası' ne durumdadır? Bu çıkmazdan, nasıl kurtulacağız?' diye soran bir emekli albay'a Gâzi Mustafa Kemal PaÅŸa 'nın bu sözlerini okudum, hayret ve dehÅŸet içinde dinledi; sonra da dedi ki: ''-...üzerinden üç çeyrek yüzyıl geçmiÅŸ, durum aynı görünüyor; bu nasıl olabilir?..'' ÅžaÅŸkınlık da, dehÅŸet de, yanlış ve yersizdi; soru da: İnönü Cumhuriyeti' yıllarında, devletin kültür politikası 'resmen' yeni bir Tanzimatçılık olursa, sonuç baÅŸka ne olabilirdi ki?

Bunu da, nereden mi çıkardım? GöreceÄŸiz...


Cumhuriyet, 05.01.2005