| ...Sultan Galiyef, ´Haklı´ Çıkmadı mı?... |
|
|
| Yazar Yönetici | |||
| Cumartesi, 27 Aralık 2008 23:09 | |||
|
8 - “...Sultan Galiyef, ´Haklı´ Çıkmadı mı?...”... yok efendim, telâÅŸa mahal yok; Komünizm propagandası filân yapılmayacak; niyetim, Beynelmilelci Komünizm 'de bile, 'ulusalcılığın', 'ulusal sentez' in, ulusal aydın' ın önemine iÅŸaret etmek! Tek ülkede sosyalizm, ulusalcılıktır Malûm-u âliniz, BolÅŸevikler 'in 'BeynelmilelciliÄŸi' , ancak 'yoldaÅŸ' Zinovyef 'in Komintern 'in başında bulunduÄŸu müddetçe sürmüÅŸ; 'yoldaÅŸ' Stalin, 1921 'den baÅŸlayarak, 'Tek Ülkede Sosyalizm' ÅŸiârıyla, diyalektik olmakla beraber, düpedüz ulusalcı bir sosyalizm sentezi sayılabilecek 'Marksizm / Leninizm' uygulamasına geçmiÅŸtir. Dikkat isterim, Marksizm demedim, Marksizm / Leninizm dedim; zira BolÅŸevizm , diyalektiÄŸin Rusya koÅŸullarına göre, ayarlanması anlamına geliyor ki, bir manada, Marksizm 'in Leninist bir yorumudur; dürüst olduÄŸu için de, Marksizm demiyor, Marksizm / Leninizm diyor. Nitekim, yalnız yaman bir savaÅŸçı olarak kalmayan, Josip Broz Tito , sosyalist ülkesinin koÅŸulları ve çıkarları, diyalektiÄŸin aynı istikamette fakat farklı bir sentezini gerektirdiÄŸi zaman, bağımsızlığını ilan ederek sonradan adına 'Titizm' denilecek olan, Yugoslavya 'nın Ulusalcı / Marksist sentezini deniyor, ülkesini ve halkını, senelerce yükseltip mutlu ediyor. Evet haklısınız, Maozedun 'un yaptığı da, benzer bir çabadır: Yâni, Marksizm 'in diyalektiÄŸini, Çin 'in koÅŸullarına ve çıkarlarına göre bir senteze dönüÅŸtürmek; o yüzden de, Moskova 'yla arası açılmış; 'Mao DüÅŸüncesi', Marksizm 'in Çin 'e uygun bir bileÅŸimi hâline dönüÅŸmüÅŸtür. Yalnız bunlar mı canım, Fidel Castro da, Enver Hoca da, İmre Nagy de 'Marksisttiler', ama Marksizm 'i yorumlamaları, hepsinin kendi ülkelerinin koÅŸullarına göre oldu; sonuçta, 'Beynelmilelci' Sosyalizm , aynı niteliÄŸi muhafaza etse de, uygulaması, özellikle düÅŸünür ve aydınlarının, sentez araÅŸtırması, -deyim uygun düÅŸerse- 'ulusalcı' çizgiyi izledi: Böyle olmak zorundaydı, zira Sosyalizm 'in mucidi Batı'lı ülkeler; Rusların Sosyalizm'i; yâni Moskova Beynelmilel Sosyalist İhtilâlini baÅŸlattığı, sürdürebilmek için de Brüksel'in yardımı istediÄŸi halde; her ÅŸeyden önce, sömürgelerdeki 'Ulusal' çıkarlarını düÅŸünen, Batılı Sosyalistler , hiç tınmamış; o yüzden de, daha o zaman Sultan Galiyef, ''Avrupa toplumunda burjuvazinin yerine geçecek bir proleterya yönetimi, mazlum ulusların durumunda hiçbir deÄŸiÅŸiklik yapmayacaktır; böyle bir deÄŸiÅŸiklik olduÄŸu takdirde, bu mazlum ulusların halkları için, iktidara yeni bir efendinin geçmesinden baÅŸka bir anlam taşımayacaktır'' (1922) demiÅŸ, üstelik zaman içinde haklı çıkmıştır. Ulusal demokratik devrim'de durum farklı mı? Neticede Enternasyonalizm'i, Komintern'in marşında bile benimsemiÅŸ olan, III. Enternasyonal ülkeleri, Marksizm 'in ulusal ve ulusalcı sentezlerini denemiÅŸlerdir. O öyledir de, ondan çok önce savunulmuÅŸ ve uygulamasına geçilmiÅŸ, 'Ulusal Demokratik Devrim' öyle deÄŸil midir? Üstelik onun adı üzerindedir ve 'Ulusal'dır , sentezinin de 'ulusalcı' olmasından tabii bir ÅŸey yoktur; o kadar ki, günümüzde, 'Avrupa BirliÄŸi' oluÅŸturulmaya çalışılırken, iÅŸe iÅŸtahla baÅŸlamış bazı ülkelerde, itirazlar yükselmiÅŸ; çünkü Fransa 'nın 'demokratik' çıkarlarının, Almanya 'ya; İspanya 'nınkilerin İngiltere 'ye uymadığı görülmüÅŸtür; birisinin öbürüne dönüÅŸmesi için, ancak 'sömürgeleÅŸmesi' gerektiÄŸi anlaşılmıştır. Peki, Türkiye 'nin Ulusal Demokratik Devrimi'ni gerçekleÅŸtiren Mustafa Kemal PaÅŸa , daha o zaman 'Emperyalizm' i mahkûm eder, 'Mazlum Halkları' savunurken, gerçekleÅŸtirilecek sentezin, mutlaka 'ulusal ve bağımsız olmasını' savunduysa, kabahatli midir? 'Hürriyet ve İstiklâl benim karakterimdir' derken, apaçık bunu söylüyordu; Ulusal Demokratik Sentez 'in, Batı 'lı ülkelere karşı olduÄŸu kadar, DoÄŸu' lu -hatta sosyalist ülkelere karşı da- 'özgür ve bağımsız' olmasını savunmuÅŸ oluyordu. Türkiye Anti/Emperyalist 'liÄŸini terk edip, savaÅŸarak elde ettiÄŸi bağımsızlığını kenara bırakıp, 'Batıcılık', 'Batılı Aydın', 'Lâiklik' -yoksa Masonluk mu demek istiyorlardı- örtüsü altında, yeniden 'Tanzimatçılığa' yâni kopyacılığa ve taklidçiliÄŸe dönmüÅŸtür. Bu da, bildiÄŸiniz gibi, 'Sistem' in zaten istediÄŸi ve uyguladığı bir egemenlik biçimidir ki, Albertini bunu ÅŸöyle ifade etmiÅŸti: ''... Emperyalist, yâni sömürgeci, yerli halkın, metropoliten sömürgeci halka benzemesi amacıyla, eski anlayış ve kuruluÅŸlara yeni bir biçim vermeye çalışır ama, yerlileri aÅŸağı düzeyde tutarak, tam bir benzerlikten kesinlikle kaçınır. (...) Hiçbir uygarlık Avrupa uygarlığından üstün deÄŸildir. Bu arada yerlilerin, daima aÅŸağı bir varlık olduklarına ve hiçbir zaman düzelmeyeceÄŸine inanılmaktadır...'' (Bkz. Az GeliÅŸmiÅŸliin Mekanizması) Alay mı ediyorsunuz? Böyle bir durumla karşılaşırlarsa, o halkların, haysiyet ve kültürlerini korumak; belki de kurtarmak için, eskisine, yâni ümmet sentezine sığınmalarından baÅŸka, bir yol kalmış mıdır? Hadi söyleyin, deyin ki biz ulusal ve demokratik bir sentez oluÅŸturduk, ama bunlar onu reddediyor; yok canım, siz bu halkla alay mı ediyorsunuz! Cumhuriyet, 16.05.2005
|


