Üye Girişi

Resim Galerisi

KEMALİST DEVRİM E-DERGİ YAYINDA...


DERGİ İÇİN TIKLAYIN dergi.kemalistdevrim.org

E-posta Zinciri


Kendini Ekle KemalistDevrim
Grubu Goruntule

Sosyal aÄŸlar

Facebook'ta paylaÅŸ

Facebook Grubumuz

Çevrimiçi Üyeler

Yok
Milliyetçilik bu mu? Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Cuma, 26 Aralık 2008 22:35
1 - Milliyetçilik bu mu?
Milliyetçilik, tarih boyunca üzerinde en çok söz edilen kavramlardan biridir. Siyasal ve ekonomik geliÅŸmeler yeni aÅŸamalara doÄŸru tırmanırken, kimlerin milliyetçi oldukları gün geçtikçe daha da önem kazanmaktadır. Çünkü "kaderde, kıvançta, tasada" ortak olması gereken insanların yasamı kaderleri baÅŸka baÅŸka koÅŸullarla oluÅŸmaktadır. Bir ülkede kırk bin köy okulsuz, yolsuz ve ışıksızsa, insanlar hastane kapılarında kıvrana kıvrana ölüyorlarsa, iÅŸçiler Batı ülkelerinin ışıklı kentlerinde sokak süpürüyorlarsa, kimlerin milliyetçi oldukları çok ama çok önemlidir.
Milliyetçilik, ulusal sınırlar içinde yaÅŸayan yurttaÅŸların insanca yaÅŸamaları için verilen savaşın adıdır. Yoksa, sömürücü toprak aÄŸalarıyla, yabancı ÅŸirketlerin, kafataslarında seçim sandığı taşıyan siyasetçilerle Mıgırdıç Åžellefyanlar'ın ve Konya Müftüleri'nin düzeni deÄŸildir. Çünkü, sömürücülerin milliyeti olmaz, onlar için önemli olan sadece ve sadece sınıfsal ve kiÅŸisel çıkarlardır.
Kapitalizm gerçek bir enternasyonalizmdir. Bugün dünya ekonomisi uluslararası sermaye örgütlerine baÄŸlıdır. Avrupa ekonomisi bile ÅŸirket payları yoluyla Amerikan kapitalizminin eline geçmiÅŸtir. Bir dolar ya da mark krizinin bütün dünya ekonomilerini etkilediÄŸi bir siyasal dönemde, kapitalizmin gerçek gücünü çok yakından izlemek gerekir. Bu gücün, milliyetçi deÄŸil enternasyonal bir dayanışma yarattığı, bir ekonomik olgu olarak kabul edilmektedir. Türkiye'de geçer akçe olan bir suçlama ile ifade edersek, asıl "kökü dışarıda" olanlar, uluslararası sermayeden güç alan siyasal çevre ve örgütlerdir, demek gerekir.
Milliyetçilik, ülkesinin halkını iç ve dış sömürücülerin ahtapot kollarından kurtarmak isteyenlerin ülküsüdür. Halkçılık ise, milliyetçiliÄŸin toplumsal yönünü belirler. Milliyetçi olmayan bir halkçılık olamaz. Ancak halkçı olmayan bir milliyetçiliÄŸin de söz konusu olmaması gerekir. Halkçı olmayan bir milliyetçilik, sadece bir siyası dolandırıcılık konusudur ve adı "FaÅŸizm"dir!
Halk, birçoklarının sandığı gibi Marksizm'in bir kavramı deÄŸildir. Marksizm, sınıf kavramına dayanır. Halk, Marksizm'de bir anlam taşımaz, çünkü bir sınıfı tanımlamamaktadır. Halk, ulusal kurtuluÅŸ savaÅŸlarının terminolojisinin ürünüdür. Halkçılık, dış sömürüye dayanan bir düzende, milliyetçiliÄŸin dayandığı sosyal temeldir.
İç ve dış sermaye çevrelerinin egemenliÄŸini savunanlar, imam sarığını seçim sandıklarına sarıp siyaset meydanlarına çıkanlar, yabancı petrol ÅŸirketlerinin savunuculuÄŸunu yapanlar, hiç milliyetçi olabilirler mi!!?.. Bu uluslararası sermayenin açık pazarında, yabancı sermaye iÅŸportacılığı yapanlar milliyetçilik bayrağına sığınabilirler mi? BoÄŸaziçi'nin lüks kumar salonlarında mor binlikleri iskambil kağıtları gibi açanlar okulsuz, yolsuz ve ışıksız köylerle dolu bu yurdun milliyetçisi sayılabilirler mi? Atalarımızın dört kıtada at koÅŸturduklarından söz edip, Münih sokaklarında çöp toplayan Anadolu çocuklarından utanmayanlara milliyetçi denilebilir mi?..
Böyle bir düzende yaşıyoruz iÅŸte. Millet düÅŸmanlarının milliyetçi, Atatürk düÅŸmanlarının Atatürkçü, halk düÅŸmanlarının halkçı sayıldığı bir ülkede gerçek milliyetçilere düÅŸen görev, korkmadan, yılmadan, usanmadan Türk halkının çıkarlarını savunmaktır. Bu memleket, yabancı sermaye uÅŸaklarının, din sömürücülerinin, siyaset demirbaÅŸlarının deÄŸil; tüm Türk halkınındır. Milliyetçilik ise sömürücülerin deÄŸil, Mustafa Kemal devrimcilerinin bayrağıdır.
(Ortam, 20 Eylül 1971)