(Bu yazı 'hileli' , haber vermedi demeyin!)
''...İki temel 'ırkçı' düÅŸünce...''
''...'KültürsüzleÅŸme' bir grubun, diÄŸer bir kültürle iliÅŸkisi sonucu, kendi kültürünü deÄŸiÅŸtirmesi; hatta bütünüyle kaybetmesi olayıdır. AzgeliÅŸmiÅŸ ülkelerin ÅŸehir ekonomileri, hayat biçimleri bakımından, ülkenin geri kalan kısmına yabancıdırlar. Batılılar, film, reklamcılık, eÄŸitim ve yabancıların varlığı yoluyla; ÅŸehir halkı üzerinde, egemenlik kurarlar. Åžehir, geniÅŸ ölçüde 'kültürsüzleÅŸmiÅŸ' bir toplumdur...''
''...sömürücü (emperyalist) yerli halkın, metropoldeki sömürgeci (emperyalist) halka benzemesi amacıyla, eski anlayış ve kuruluÅŸlara, yeni bir biçim vermeye çalışır. Ama yerlileri, aÅŸağı bir düzeyde tutarak, tam bir benzerlikten kaçınır. Bu politika, iki temel 'ırkçı' düÅŸünce üzerine kurulmuÅŸtur; bu düÅŸüncelere göre 1/ Hiçbir insan için, bir Avrupalıya benzemekten daha güzel bir ÅŸey olamayacağı için; Afrika, Asya ve Latin Amerika halkına, Batı Uygarlığı aktarılmalıdır.. 2/ Hiçbir uygarlık Avrupa uygarlığından üstün deÄŸildir. Bu arada yerlinin daima aÅŸağılık bir varlık olduÄŸuna, hiçbir zaman düzelmeyeceÄŸine inanılmaktadır...''
Niçin her ÅŸeyden çok 'milliyetçi'?
''...ekonomik ve politik egemenliÄŸin ötesinde, sömürgecilik, III. Dünya halkının kiÅŸiliÄŸini derinliÄŸine hedef alan, geniÅŸ bir beyin yıkama kalkışımı olmaktadır. SömürgeleÅŸmiÅŸ ülke, sömürgeciyi (emperyalisti) taklit etmesine, inandırılmak istenmektedir. Sömürge halkının sanatı, felsefesi ve dini inkâr edilmekte; giderek, bu halkın kiÅŸiliÄŸi yok edilmektedir. Endüstri uygarlığı, azgeliÅŸmiÅŸ ülkelere, kendi deÄŸer ve karşıt deÄŸerlerini aktarmaktadır. Gerçekten de, bu deÄŸer ve karşıt deÄŸerler, çoÄŸunlukla, zengin ülkelerin yönettiÄŸi; kitle haberleÅŸme araçları (büyük basın, radyo, sinema, televizyon, reklamcılık) vasıtasıyla, iyice yayılmıştır...''
''...bu sosyo-kültürel darbe, ÅŸüphesiz III. Dünya ayaklanmasının, niçin her ÅŸeyden önce 'milliyetçi' bir ayaklanma olduÄŸunu açıklayan olgudur. Egemenlik ve bağımsızlık haklarının aranması, ÅŸüphesiz bir kendi kendini kanıtlama, kiÅŸiliÄŸini yeniden yaratma ve kendine yeniden kimlik kazandırma çabalarını ifade eder. Yine de III. Dünya ülkelerinde bir sarsıntı olmuÅŸtur. Bağımsızlık elde edildiÄŸi zaman bile, özellikle kültür alanında, sömürgecinin (emperyalistin) taklit edilmesi süregelir. Yönetim sistemi, eski metropollere göre (yani Batılı ülkelere göre) biçimlendiÄŸinden, yeni koÅŸullara uyma çabaları engellenir...''
''...Batılı tüketim modellerinin yarattığı gösteriÅŸ etkisiyle, reklamcılığın az buçuk bilinçli kurbanları olan; ve endüstriyel toplum yararlarının, 'Batılı' hayat biçimleriyle karıştığı bir uygarlığa kavuÅŸma tutkusu içinde bulunan, III. Dünya'nın ayrıcalıklı (seçkin) azınlıkları; çoÄŸunluk, şımarık çocukların aşırılık ve gösteriÅŸçiliÄŸiyle, gönüllü olarak 'Amerikan hayat biçimini' benimserler. Bu ülkelerde tergalden 'Batılı' giysisi, pamukluların ulusal yerini almıştır. Daha sonra aÅŸçılar, Avrupa yemeklerini öÄŸrenmek zorunda kalacaklardır...''
''...gelecekteki kadroların, 'yabancı ülkeler'e yollanmalarına gelince, bu da söz konusu kadroların, anavatanlarında çözmeleri gereken sorunlarla uzlaÅŸmayan bir eÄŸitimden geçmelerine yol açar. Yabancı ülkelerde yetiÅŸtirilme, çoÄŸunlukla, yararlı olmaktan çok, zararlıdır; bu sakıncalar, gelecekteki yüksek elemanların, çeÅŸitli dış ülkelerde yetiÅŸtirilmesi halinde, daha da büyür. EÄŸitimin çeÅŸitliliÄŸi, çoÄŸunluk, eylemde anlaÅŸma ve uzlaÅŸmayı engeller...''
Kemal ve onun neferleri...
(... 'hile' basit, kolayca anlaşılabilir bir 'hile' ydi; meraklısı, sırrını çözmüÅŸtür bile!)
OkuyageldiÄŸiniz satırlar, benim deÄŸildir: Emperyalizm 'in tehdidi altındaki, III. Dünya Halkları 'nın durumunu dürüstçe inceleyen ve açıklayan, Batılı yazarlardan birinin, J.M. Albertini 'nin; daha önce size birçok kereler sözünü ettiÄŸim, 'AzgeliÅŸmiÅŸliÄŸin Mekanizması' adlı eserinden, aynen aktarılmıştır. Bu iÅŸi ilk defa da yapmıyorum. Merak edip kurcaladım, içinde bulunduÄŸumuz acıklı ve gülünçlü durumu, handiyse aynen yansıtan bu pasajı; ilk olarak, handiyse yirmi sene önce ( 7 Aralık 1986 tarihinde) yayımlamışım; eminim ki, o zaman okuyan çok bilmiÅŸler, bunun 'özgünlük' diye yapıldığını sanmış, yapanı 'marginal' sayarak, gülüp geçmiÅŸlerdir. Anlatılanın yaÅŸadığımızla arzettiÄŸi 'ayniyet' , bilmem ÅŸimdi tüylerini ürpertecek midir?..
''...Batı'nın 'namuslu' aydını, kendi ülkesinin III. Dünya ülkelerine dayattığı rezillikleri görüp yazıyor; hatta buna isyan ediyor da; acaba neden bizim aydınlarımızın çoÄŸu, gözlerine giren 'merteÄŸi' görmezden gelip; '...Batılı tüketim modellerinin yarattığı' 'gösteriÅŸ etkisi' ve 'şımarık çocukların aşırılık ve gösteriÅŸçiliÄŸiyle'; 'gönüllü olar ak', 'Amerikan Hayat Biçimi' ni benimsiyorlar?..''
Kemal ve onun 'neferleri', bu vahim sorunun cevabını bekliyor...
Cumhuriyet, 31.12.2004
|