Üye Girişi

Resim Galerisi

KEMALİST DEVRİM E-DERGİ YAYINDA...


DERGİ İÇİN TIKLAYIN dergi.kemalistdevrim.org

E-posta Zinciri


Kendini Ekle KemalistDevrim
Grubu Goruntule

Sosyal ağlar

Facebook'ta paylaş

Facebook Grubumuz

Çevrimiçi Üyeler

Yok
6-7 Eylül’den Ergenekon’a Uzanan BOP – EROL MANİSALI Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Pazartesi, 13 Nisan 2009 17:42
6-7 Eylül 1955 olayları olarak tarihe geçen gelişmeler konusunda yeni değerlendirmelerin, “Ergenekon süreci ile birlikte” gündeme geldiğini görüyoruz.

6-7 Eylül olayları konusunda, yeni eklenenlerle birlikte şu farklı görüşler bulunuyor:

1) Olayları Menderes hükümeti, Londra Konferansı’nda arkasına halk desteğini alabilmek için başlattı, sonra işler kontrolden çıktı.

2) 29 Ağustos 1955’te Londra’da İngiliz hükümetinin daveti üzerine başlayıp 8 Eylül 1955’te sona erecek olan konferans, Türkiye’nin lehine gelişiyordu. İngiltere ile geçmiş yıllarda yapılmış olan Kıbrıs anlaşmaları ve Lozan değerlendirilerek, Zorlu tarafından ortaya konan yeni Türk tezi kabul görmeye başladı.

Yunanistan taraf bile değildi; taraflar Türkiye ve İngiltere idi. 8 Eylül’de açıklanacak sonuç bildirisini sabote etmek için, Yunanistan derin devleti olayı başlattı (1).

3) Yunanistan Kıbrıs’ta, 1955’te Grivas adlı Yunan albaya EOKA terör örgütünü kurdurmuş, İngilizlere karşı saldırıya başlamıştı. Bu arada, İngilizlerle birlikte Türkler de saldırıya uğruyorlardı.

İngiltere, Atina’nın EOKA ile yürüttüğü saldırılardan kurtulabilmek için Türkiye ve Yunanistan’ı karşı karşıya getirmek için bunu planladı. 6-7 Eylül olaylarından sonra Yunan gazetelerinin İngiltere’yi suçlayan yayınları bunun en önemli kanıtıdır (2).

İngiltere, Yunanistan ve Türkiye’nin taraf olduğu bu olaylar 27 Mayıs, Menderes-Zorlu-Köprülü üçlüsü ve Yassıada duruşmaları çerçevesinde ele alınarak, at ile arabanın yeri değiştirilmektedir.

Zorlu-Köprülü kavgasını soyutlamak

Türkiye’deki iç kavga ve çatışmaları, “dış odakların Türkiye ve bölge üzerindeki hesaplarından soyutladığımız zaman”, kendi aramızda bir kör dövüşü yaşamaya başlarız.

Yukarıda birbirlerinden ayrı gibi görülen (ve gösterilen) üç bakış açısı, “kendi aralarında bütünleşebilirler”. Farklı ve karşıt sanılan tezler bana göre örtüşmektedir:


1) İngiltere, “EOKA’nın kendisi ile uğraşması yerine”, tabii ki Türkiye ile Yunanistan’ı karşı karşıya getirmek isteyecektir.

2) EOKA ve ENOSİS tehditleri dolayısıyla, İngiltere ile Türkiye’nin yakınlaşarak, 8 Eylül 1955’te kendi aleyhine bir sonuç bildirisi yayımlamalarını Yunanistan, tabii ki sabote etmeye çalışacaktır.

3) Menderes hükümeti (ve Zorlu), Yunanistan Kıbrıs’ta kurduğu EOKA terör örgütü aracılığı ile adayı ilhak etmeye çalışırken kendi kamuoyunu, arkasına almak isteyebilecektir (3).

Ayrı ayrı üç farklı görüş olarak gösterilen ve tartışılan hadisenin “iç ve dış hesaplar arasındaki örtüşmeleri” gözden kaçırılıyor. Biz sorunu Fuat Köprülü’nün F.R. Zorlu ile özel kavgası ve diğerlerinin bunların arkalarında saf tutmaları olarak ele alıyoruz.

“İç kavga öncelikleri” yönetim sistemimize egemen oluyor ve at ile arabanın yeri değişiyor. Kıbrıs, Köprülü, Zorlu, Denktaş, 6-7 Eylül ve hatta Ergenekon hattına yukarıdan baktığımız zaman yine karşımıza BOP çıkar.

AB süreci bugün, bir boyutu ile “Türkiye’yi Kıbrıs’tan tasfiye süreci” olarak işlemektedir. 6-7 Eylül’deki İngiltere-Yunanistan-Türkiye figürlerine ABD, İsrail eklendi. Kıbrıs mı? Batı için bu topraklar, sadece askeri üslerin yerleştiği ve yerleşeceği bir mekândan başka bir şey değildir.

(1) M. Arif Demirer, “Fatin Rüştü Zorlu Gerçeği”, sayfa 163-186, Profil Yay., 2009

(2) Aydınlık Dergisi, sayfa 2-9, 1 Şubat 2009

(3) E. Manisalı, Avrupa ile Derin Bağlar, sayfa 109-147, Cumhuriyet Kitapları, 2009

Pazartesi, 22 Şubat 2010 09:33 tarihinde güncellendi