| Ruhban Okulu'ndan Ergenekon'a - Rıza Zelyut |
|
|
| Yazar Yönetici | |||
| Salı, 14 Nisan 2009 07:54 | |||
|
Ruhban Okulu'ndan Ergenekon'a Dün; Ergenekon operasyonunun 12. dalgası yapıldı. İşin içyüzünü anlamanız için önce bir soru soruyorum: '13 sayısı neden uğursuz sayılır?' Cevabı şudur: Hıristiyan dünyası için İstanbul; yani Konstantinapol, Roma kadar önemli bir ruhani (dinsel/kutsal) şehirdir. Konstantinapolis'in Türkler tarafından fethedilmesi; Batı tarihindeki en büyük düş kırıklığıdır. Bu yüzden de şehrin ellerinden çıkışını gösteren 1453'ün rakamsal toplamı olan 13 sayısı, Batılılar için en uğursuz rakam kabul edilmiştir. İşte bu zihniyet, İstanbul'u yeniden Doğu Hristiyanlığı'nın merkezi yapmak peşindedir. Bunun için İstanbul'daki Hristiyanlık kurumlarını canlandırmak gerekmektedir. AB tarafından demokratikleşme adı altında yürütülen projenin aslı da budur. Bu yüzdendir ki AB ve ABD ısrarla Heybeliada'da papaz okulu açılmasını istiyor. Yine aynı amaçla İstanbul Fener'deki Rum patrikliğini; yerel olmaktan çıkartıp dünyadaki bütün Ortodoksların merkezi yapmaya uğraşıyorlar. ABD Başkanı Obama; Türkiye gezisinde, Rum Patrik Bartholomeos'u diğer din adamlarından bu amaçla ayırıp özel olarak görüştü. Böylece Fener Rum patrikliğinin dokunulmaz ve ayrı bir otorite olduğunu göstermek istedi. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş dönemini incelediğinizde görürüz ki Rumların bağımsızlık hareketlerini, papazlar yürütmüşlerdir. Yani Rum papazlar, din adamı olmaktan önce sıkı Rum milliyetçisidirler. İşte bu milliyetçi papazlar, Fener Rum kilisesinin de önderliğinde Osmanlı Devleti'ne karşı Rum isyanını başlattılar. Bunu gören Osmanlı Padişahı 2. Mahmut, Fener Rum patriği Grigorius'u 1821 yılında bugünkü patrikhanenin orta kapısı önünde astırdı. Fakat; papazlar sonunda galip geldiler, Yunan devletini kurdular. Çünkü o zamanlarda da başta İngiltere olmak üzere; Batılı devletler; papazların bu siyasi isteklerini insan hakları olarak dayatıyorlardı. Aynı süreci Kıbrıs olaylarında da yaşadık. Kıbrıs'ı Rum devleti yapmak için harekete geçen isim de adadaki Rum psikoposu Makarios'tu. O da arkasına Batı'yı alarak amacına ulaştı. Şimdi sıra Bartholomeos'ta... ERGENEKON'U AB İSTEDİ İstanbul'u yeniden Hıristiyanlığın sembol başkenti olması için çalışma yapan Avrupa Birliği'nin; AKP hükümetinden istediği bir iş vardır. Bu istek; AB'nin bütün Türkiye Raporlarına girmiştir. O da şudur: Ergenekon örgütünün üstüne kararlı biçimde git... Bu yüzden; dün yeni bir dalgası daha başlatılan Ergenekon davası; hukuki bir dava değil; Avrupa Birliği'nin istediği siyasi bir davadır... Çünkü Ergenekoncu denilen kesimin çoğunluğu; İstanbul'un yeniden bir Hıristiyan şehri yapılmasına karşı mücadele eden isimlerden oluşmaktadır. Belli olmuştur ki bu dava bitirilmeden uzun süre devam ettirilecektir. Hukuk tarihinde, böyle 12 dalgaya ayrılmış, sonunun ne zaman geleceği belli olmayan bir dava görülmemiştir... Bu dava ile Türkiye'de toplumun davranış biçimi değiştirilmek isteniyor. Neyi değiştirecekler? Çağdaş yaşam tarzını, değiştirecekler. Yoksul ailelerin kızlarını okutanları korkutacaklar. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Başkanı Prof. Türkan Saylan ve dernek üzerinde yaratılan baskının sebebi budur. Atatürk'ten, Cumhuriyet'ten söz edenleri susturacaklar... Profesör Mehmet Haberal'ın gözaltına alınması; onun kurucusu olduğu Kanal B'nin baskı altına alınması bu yüzden... Her gün birkaç askeri şehit eden PKK üzerine hiç gitmeyen bu hükümetin; Ergenekon işi söz konusu olunca şahin kesilmesi boşuna mıdır? Başbakan Erdoğan'ın, 'Ben bu davanın savcısıyım!' demesini hatırlayın ve yeniden düşünün: Bu dava hukuki midir, siyasi midir? Askeri darbe gibi siyasi darbeye de karşı çıkmazsak; demokrasimizin geleceği karanlıktır. GÜNEŞ 14.04.09
|
|||
| Pazartesi, 22 Şubat 2010 09:33 tarihinde güncellendi |


