Üye Girişi

Resim Galerisi

KEMALİST DEVRİM E-DERGİ YAYINDA...


DERGİ İÇİN TIKLAYIN dergi.kemalistdevrim.org

E-posta Zinciri


Kendini Ekle KemalistDevrim
Grubu Goruntule

Sosyal aÄŸlar

Facebook'ta paylaÅŸ

Facebook Grubumuz

Çevrimiçi Üyeler

Yok
"Bu bir AKP darbesidir" Yazdır E-posta
Yazar Yönetici   
Salı, 14 Nisan 2009 13:15
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda Ergenekon soruşturmasının hukuki değil siyasi olduğunu söyledi. Baykal. "Bu bir AKP darbesidir" dedi. Konuşmasında ekonomik verilere de değinen Baykal, 1 Mayıs'ın Taksim'de kutlanmasını istediklerini kaydetti. 


Cumhuriyet Haber Portalı 

İstanbul - CHP Genel Başkanı Deniz Baykal partisinin grup toplantısında konuşuyor. Konuşmasına Ergenekon soruşturmasına değinerek başlayan Baykal, oruşturmasının hukuki değil siyasi olduğunu söyledi.

Baykal'ın konuşmasından satır başları: 


CHP’nin bu iddiaların ilk ortaya atıldığı günde yaptığı teşhisin ne doğru olduğuna dikkati çekmek istiyorum. Bu dava hukuki değil siyasi olduğu ortaya çıktı. Güvenle söylemiştik. Pek çok kişi bunu yadırgamıştı. Görmesini bilenler için çok netti. Demokrasi ve hukuk anlayışını görmek isteyenler daha doğru bir değerlendirme yapabilir.

Nedir bu Ergenekon davası? Ergenekon Terör Örgütü deniyor. Mahkeme böyle bir değerlendirme yapamazsınız diyor ama hala ETÖ diye yazanlar yazıyor. Peki bu ne? Türkiye’nin rejimini yakından ilgilendiren böyle bir örgüt nasıl kuruldu, kimler kurdu? Başındakiler nasıl değişti bilen var mı? Genelkurmay Başkanı’na soruyorlar ‘siz bu örgütü biliyor musunuz’ diye, ‘ben böyle bir şey duymadım’ diyor. Bugün almışız 100’den fazla insanı davanın içine. Yarıdan fazlası da tutuklu. Bu örgüt AKP’ye karşı kurulmuş örgüt mü? Evet öyle anlaşılıyor. Alınanlar AKP karşıtı. İddianamede ta 70’lerden bahsediliyor. O zaman kime karşı kurulmuş. Ergenekon çimentosu beyinlere akıtılıyor. Türkiye’de yığınla yapılan yanlış iş var. Onları takip edin. Önce bu işi götürecek savcı bulamıyoruz dediler. Bulamazsın tabii, ciddiyeti olmayınca savcı bulamazsın. Sonra birini buldular ve düğmeye basıldı. Yargıtay Onursal Başkanı Sami Selçuk ‘’40 yıllık hukukçuluk hayatımda böyle iddianame görmedim’’ dedi. Bu yenilir yutulur laf mı?

Böyle bir iddianameyi dünyanın hiçbir yerinde hiçbir hukukçu görmedi. Sanık mıdır, tanık mıdır herkes orada. İddianamenin bir ağırlığı, ciddiyeti olacak. Oradaki her lafın bir takip edilirliği olacak. Somut olaylara dayalı, belgelere dayalı bir iddianame olacak. İddianame ayrı, ihtiharname ayrıdır. Mahkeme iddianameyi tanzim etmek zorunda tabii edebilirse. Birbirlerini tanımayan insanlar aynı terör örgütünün birinci dereceden sorumluları olarak orada yer alacak. Söylenenler bir hedef midir yoksa tahmin midir. Bunları yaşayarak göreceğiz.

 

"Türkan Saylan'ın işi ne?"

Ama silahlar bulundu... Bunlar elbette incelenecek... Ama Türkan Saylan'ın bunlarla ne ilişkisi var? Pek çok kişi benim söylediğim gerçekleri bildiği halde bunları söylemekten çekiniyor. Beni de götürürler korkusuyla... Ayıptır, işin temeli yanlış...

 

"Niye gözaltına aldılar açıklamıyorlar?"

Dün büyük gözaltılar uygulandı. Devletin eski rektörleri, rektörleri, ÇYDD'nin sayın genel başkanı, şube başkanları, üyeleri gözaltına alındılar. olayın resmi bilgiyle aydınlatılmış bir tarafı yok. Bize Haberal niye gözaltına alınmış söylenmiyor. Kimse bilmiyor. Alıyorsunuz, niye aldığınızı kabul edilebilir bir gerekçeyle izah bile etmiyorsunuz. Niye alıyorsunuz, bu dernek bir törer derneği mi? Böyle bir durum olabilir mi? Türkiye buna seyirci kalabilir mi? Sonra bunalrın özelliği ne diye bakıyoruz?

 

"Kızların okula gitmesini mi sindiremiyorsunuz?"

Haberel bu toplumun en üretken aydınlarından birisi... Üniversite kurmuş, böbrek naklini ilk gerçekleştiren insan... Hocaların hocası... Yüzlerce insanı o yetiştirdi. Haberal yüzlerce evde hayır duası alıyor. Gözaltına alındığında ilk sözü "ameliyat yapacaktım ne olacak?" diyor. Hastası da "seni bekleriz hocam" diyor. Türkan Saylan'a bakıyoruz. 29 bin öğrenciye burs veriyor. 36 bin kızı okula çekmiş. Hayatını çağdaş eğitime vermiş. Bunu mu içinize sindiremiyorsunuz. Kızlar okula gitsin, laik demokratik cumhuriyetin genç ve aydınları olarak yetiştirilsin, bunu mu istemiyorsunuz?

 

"Tarih Türkiye ile dalga geçiyor"

Dün bu gözaltıların yaşandığı günün tarihi 13 Nisan'dı... Eski tarihle 31 Mart'tır. Tam yüz yıl önce 31 Mart'ta yaşananların yıldönümünde bu gözaltılar yaşadılar. gözaltına alanlar bu gözaltıları bir rövanş duygusuyla yapmadıysa Tarih Türkiye'ye çok anlamlı bir ironi içine girdi, bir uyarı yaptı.

 

"Bu bir AKP darbesidir"

Bu hiç şüphe yok terördür. Şimdi böyle bir terör uygulanıyor. Bu uygulamalar hiç şüphe yok bir darbedir. Bir AkP darbesidir. Daha da önemlisi bir AKP darbesidir.

 

"1 Mayıs Taksim'de kutlanmalı"

"Nevruz ve 1 Mayıs’ın tatil olması için öneride bulunmuştuk. 1 Mayıs’ta dediğimize geldiler. Ancak hükümetin hala Nevruz konusunda kafasında hala tereddütler var.1 Mayıs bir bayram havasında Taksim’de kutlanmalıdır. Böyle bir düzenleme yapılırsa her türlü desteği vereceğiz.

 

"7.6'lık yanılgı olur mu?"

"İşyerleri kapanmaya başladı, işsizlik binlerce kişiyi buldu, hükümet gerekeni yapmamakta direndi. Türkiye büyük açık verdiği için yatırım yapılamıyor. İşsizlik artıyor. İşsizliğin altında hükümetin sorumsuzluğu var. 3,6 büyüyecekmişiz. 7.6’lık bir yanılgı olur mu? Söylenenler bir hedef midir yoksa tahmin midir. Bunları yaşayarak göreceğiz."

 

Ermenistan Kapısı 

Bu konuyu önemsiyorum. Azerbaycan'da huzursuzluk var. Türkiye'de rahatsızlık var. Tüm bunlar Türkiye'nin ne yapacağnın belirsizliğinden kaynaklanıyor. Türkiye'nin ne yapacağı belli değil, neden belli değil? Neden ne yapacağımızı Azerbaycan'ın Ermenistan'ın Türkiye'nin ve ABD'nin anlayacağı şekilde söylemiyoruz. Dış işleri bakanı nerede, maç yapacağım diye Erivan'a giden Cumhurbaşkaın nerede? Maça gitmeyi biliyorsun, şimdi niye konuşmuyorsun? "Biz perde arkasında bazı sözler verdik, bazı umutlar oluşturduk?" Kime yönelik? Ermenistan'a, ABD'ye yönelik... Sayın Obama da bunu ifade etti. Bu ortaya çıkınca birden bire sıkıntı ortaya çıktı. Şimdi sorunu çözmeye değil, sıkıntıyı yönetmeye, durumu idare etmeye çalışıyorlar. 

Böyle durumlarde gizlilikler, perde arkası pazarlıkları olmaz. Belli bir aşamada birisi çıkıp gerçekleri anlatmalıdır. Milletin dikkatinden bunu kaçıramazsınız. Türkiye'de de Azerbaycan da da birçok insan bunu bekliyor. Türkiye'nin Ermenistan'la ilişkilerinde 3 grup sorun var. Biri Azerbaycan'ı ikisi Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren sorunlardır. Türkiye'nin sorunu, Ermenistan'ın Türk sınırını açık bir şekilde açık olarak kabul etmemesindendir. Biz Ermenistan'ı resmi olarak tanıyan ilk devletlerdeniz. Ama Ermenistan Türkiye ile sınırını kabul etmiyor. Onun batı Ermenistan dediği, Türkiye'nin doğu Anadolu'sunu kendi sınırları içine katmayı düşlüyor. Bu bir sorundur. Ermenistan'ın bu özlemlerini ben aşılamaz bir durum olarak görmüyorum. Çünkü yeni kurulan bir devletin böyle bir özlemleri olabilir. Bu durumu Suriye ile de yaşadık. Ama özgüvenimiz yerinde... Bir süre sonra onlar gerçeklerle yüzleşecek, ayakları suya erecek... Bu olabilir...

İkincisi Ermenistan Türkiye'yi soykırım yapmış ülke olarak itham ediyor ve bu ithamını dünyanın çeşitli parlamentolarına kabul ettirerek Türkiye'yi sıkıştırmaya çalışıyor. Bu doğru bir yaklaşım değildir. Bizim Türkiye olarak takındığmızı tavır çok açıktır. Kendi arşivlerimizi güvenilir tarafsız tarihçilere açmaya hazır olduğumuzu ilan ettik. Ama karalamayı kabul edemeyiz. 1915 nire, 2009 nire... 100 yıl oluyor... 100 yıl önce yaşanan olaylar nedeniyle 100 yıl sonra bir ülkenin siyasetine ambargo konulmak istenmesi kabul edilemez. Bunu yapanlar gittikçe gülünç hale geliyorlar. Bunu da ciddiye almıyoruz. Türkiye soykırım ithamını bir kompleks haline getirmemeli getirmeyecektir. Geçiniz onu diyoruz, gel ciddi konuları konuşalım...

Ama sıcak yakıcı bir sorun var. Ermenistan'ın Azerbaycan'la ilişkisi... Ermenistan Yukarı Karabağ'ı bahane ederek Azerbaycan'ın topraklarının yüzde 20'sini işgal etmiştir. Buna herkes işgal diyor. 4 tane BM kararı var. Hepsi de Ermenistan'ın Azerbaycan'ı işgal ettiğini söylüyor. Tüm uluslararası kuruluşlar diyor ki "evet burada bir işgal var" Ermenistan'ın o topraklardan çıkması gerektiği çok açıktır. Buraya gelip bize uluslararası hukuk önerisi yapan yabancılar neden Ermenistan'ın işgaline bir laf etmiyor?

İşgal olduktan sonra biz o zamanki sayın Demirel döneminde meşru bir tedbir almışız ve Ermenistan'la sınırlarımızı kapatmışız. Kimse de bir şey dememiş. 17 yıl geçmiş. Şimdi bize "uzattınız artık, sınırları açın" diyorlar. Sınırları açarsak, işgal devam edecek. Meşruiyet kazanacak. Bu doğru bir şey mi? Niye bizi oraya yönlendiriyorsunuz? Nasıl Türkiye'yi alet olarak kullanmaya çalışıyorsunuz. Türkiye yöneticileri buna nasıl içine sindiriyor. Sınır açıldıktan sonra bitmiştir artık. Sınırı kapatmak Ermenistan'a ciddi zarar verdi. 4 milyon nüfusu 2 milyona düşmüş, milli geliri düşmüş. Demek ki bizim sınırı kapatmamız işe yaramış. Sınırı açarsak işi çözmenin barışçı yolu kalmaz.
14 Nisan 2009


Pazartesi, 22 Şubat 2010 09:32 tarihinde güncellendi