| Kemalizm ve Gençlik - Ahmet Taner Kışlalı |
|
|
| Yazar Yönetici | |||
| Cuma, 17 Nisan 2009 06:58 | |||
|
Atatürk niçin en büyük eseri saydığı Cumhuriyeti gençliÄŸe emanet etti? Niçin geleceÄŸin siyasal iktidarlarının kiÅŸisel çıkarları nedeniyle düşmanla iÅŸbirliÄŸi yapabileceÄŸi olasılığını bile düşündü de, gençlikten bir an için bile kuÅŸkulanmadı? Genç insan, yeniliklere açık insandır. Köklü deÄŸiÅŸikliklerden korkmayan insandır. Daha iyi bir yarın umut eden ve bunun için çaba göstermeye hazır olan insandır. GençliÄŸi diÄŸer kuÅŸaklardan ayıran bu temel tutum farkını yaratan etkenlerin başında, bireysel enerji düzeyi gelir. Enerji, deÄŸiÅŸikliklere uyum yeteneÄŸi ve kolaylığı demektir. Yıllar geçtikçe enerjisi azalan kiÅŸi, uyum göstermek için yeni çabalar gerektirecek köklü deÄŸiÅŸikliklerden korkmaya baÅŸlar. Üstelik, yeni durumlara uyum göstermek için zamanının da giderek azaldığını hissetmektedir.  Yıllar geçtikçe insanlar sadece yaÅŸlanmazlar, genellikle olanakları da artar. Toplumda daha iyi bir konuma gelirler. Ve yıllar boyu süren çabaların ürünlerini yitirme korkusu, yaÅŸlıları tutucu olma yönünde etkiler. YaÅŸlı insanın, toplumda ulaÅŸtığı konumu ve sahip olduÄŸu maddi olanakları yitirmesi durumunda, onları yeniden elde etmek için gereken ne yeterli enerjisi ne de zamanı vardır. ÇaÄŸdaÅŸ toplumlarda gençlik, genellikle yetki ve sorumlulukların dışına itilmiÅŸ bir kesim oluÅŸturur. Gençlik düzenle bir çıkar bağı içine girip, bütünleÅŸmemiÅŸtir. Üstelik de, kendisi dışında kimsenin sorumluluÄŸunu yüklen-memiÅŸtir. Davranışlarını ayarlarken ya da toplumda bazı köklü deÄŸiÅŸimlerden yana tutum takınırken, bir anlamda özgürdür. Oysa evlenmek ve çocuk sahibi olmakla somutlaÅŸmaya baÅŸlayan sorumluluklar zinciri, ileriki yıllarda adımlarını çok daha dikkatle ve ihtiyatla atmasını gerektirecektir. Gençlik yıllarında etkisi altında kalınan ve benimsenen bazı siyasal görüşler, yıllar geçtikçe ılımlılaÅŸmanın yaÂnı sıra, aynı zamanda -belirli ölçüler içinde- gerçekleÅŸme olanağına da kavuÅŸabilirler. GerçekleÅŸmeleri oranında bunların deÄŸiÅŸmemesini istemek ve böylece siyasal yelpazede soldan baÅŸlayıp saÄŸa doÄŸru kaymak da doÄŸal bir geliÅŸmedir. ÖrneÄŸin, bir ülkede mutlak krallık varken anayasal krallığı savunmak solda olmak anlamına gelir. Oysa anayasal krallık gerçekleÅŸtikten sonra da onu savunmayı sürdürenler, yeni solu oluÅŸturan cumhuriyetçiler karşısında saÄŸa kaymış olurlar. Her toplumsal hareket giderek kurumsallaÅŸmaya ve dolayısıyla da uysallaÅŸmaya, tutuculaÅŸmaya yüz tutar. Oysa bu gençlik hareketleri için söz konusu deÄŸildir. Çünkü gençlik, sürekli yenilendiÄŸi için kurumsallaÅŸamayacak, ka-hplaÅŸamayacak bir güçtür. Ve tüm bu özelliklerinden dolayı, gençlik idealisttir. Onun inandığı ülkülerin peÅŸinden koÅŸmasına engel olacak çıkar baÄŸları yoktur. Buna ek olarak da, geliÅŸmiÅŸ ülke gençlerinin kiÅŸiliklerinde bireysel deÄŸerler ağır basarken, geri kalmış ülke gençliÄŸi için ulusal deÄŸerler öne çıkar. Kemalizm neyi öngörüyordu? Toplumu çaÄŸa taşımayı kolaylaÅŸtıracak en ileri kurumları getirmek ve eskidikçe onları da yenilemek! Bu bir sürekli devrim anlayışıydı. Atatürk en ileri kurumların bile günün birinde eskimiÅŸ düzene dönüşmesinin kaçınılmaz olduÄŸunun bilincindeydi. Sürekli devrim sürekli ileriden yana olmak demekti. Bu nedenle de, sürekli devrimcide iki temel nitelik gerekiyordu: Çıkarlarının hiçbir zaman düzenle bütünleÅŸmemesi ve yeniliklere uyum gücü. Bu iki nitelik sadece ve sadece gençlikte olduÄŸu içindir ki Atatürk en çok gençliÄŸe güvenmiÅŸtir. 30 AÄŸustos 1924'te Dumlupınar'da şöyle diyordu: "Gençler, cesaretimizi pekiÅŸtiren ve sürdüren sizsiniz. Siz almakta olduÄŸunuz terbiye ve kültürle insanlık erdeminin, vatan sevgisinin, fikir özgürlüğünün en deÄŸerli simgesi olacaksınız... Ey yükselen yeni kuÅŸaklar, gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk, onu yüceltecek ve sürdürecek olan sizsiniz." Atatürk gençlere güveniyor ve onlara sürekli savaşım öneriyordu: "Yeni Türkiye devleti tüm Türklük özelliklerini, yani onun dinç, kararlı, erdemli olma özelliklerini kendinde toplamıştır. Gençler biz size geçmiÅŸten, geçmiÅŸin boÅŸ inançlarından, geçmiÅŸin kalıntılarından arındırılmış yeni doÄŸuÅŸ getirdik. Olayların zorunlu sonucu demek olan bu doÄŸuÅŸ sizin deÄŸerli katkılarınız ve aydın desteÄŸinizle ortaya çıktı. Bu yeni varlığı büyütüp yüceltmek size yöneltilmiÅŸtir. Bu görevde baÅŸarılı olacağınıza, gördüğüm kanıtlara bakarak kuvvetle inananlardanım..." "Sayın gençler, yaÅŸam savaşımdır. O nedenle hayatta sadece iki ÅŸey vardır: Yenmek, yenilmek. Size, Türk gençliÄŸine verdiÄŸimiz ve bıraktığımız vicdani armaÄŸan, sadece ve hep yenmektir ve inanıyorum ki hep yeneceksiniz. Ulusun saygınlığı ve yükselme koÅŸulları bakımından yapılacak iÅŸlerde ve atılacak adımlarda hiç duraksamayınız. Ulusu o yükseliÅŸe ulaÅŸtırmamızı önleyecek engellere hep birlikte göğüs gereceÄŸiz.. Kesinkes o amaca ulaÅŸacağız... Bu ulus sizin gibi evlat-larıyla hak ettiÄŸi yüceliÄŸe eriÅŸecektir!" Atatürk'ün GençliÄŸe Hitabı'm herkes neredeyse ezbere bilir. Ama oradaki düşünceleri pekiÅŸtiren Bursa konuÅŸması, geçmiÅŸin anti-Kemalist siyasal iktidarlarınca neredeyse yasaklanmıştır. 1933 Åžubat ayı baÅŸlarında, Bursa Ulucami'de toplanan yüz kadar gerici, Türkçe ezan karşıtı bir ayaklanma giriÅŸiminde bulunur ve bastırılır. Çekirge yolundaki bir köşkte, akÅŸam yemeÄŸi sırasında olay Atatürk'e anlatılırken, birisi şöyle diyecek olur: "Bursa gençliÄŸi olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü.." Atatürk sözünü keser ve sesini yükseltir: "Türk genci devrimlerin ve rejimin sahihi ve bekçisidir. Bunların lüzumuna, doÄŸruluÄŸuna herkesten çok inanmıştır. Bunları zayıf düşürecek en küçük veya en büyük bir kıpırtı duydu mu, bu memleketin polisi vardır, adliyesi vardır, deme-yecektir. Hemen müdahale edecektir. Elle, taÅŸla, sopa ve silahla, nesi varsa onunla kendi eserini koruyacaktır." "Polis gelecektir, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, polis henüz devrimin ve Cumhuriyet'in polisi deÄŸildir diye düşünecek, fakat asla yalvarmayacaktır. Mahkeme onu mahkûm edecektir. Yine düşünecek, demek adliyeyi de düzeltmek lazım, diyecektir." "Onu hapse atacaklar. Kanun yolundan itirazlarını yapmakla beraber; bana, İsmet PaÅŸa'ya, Meclis'e telgraflar yaÄŸdırıp, haklı ve suçsuz olduÄŸu için serbest bırakılmasını, korunmasını istemeyecek, diyecek ki: Ben kanaatimin icabını yaptım. Müdahale ve hareketimde haklıyım. EÄŸer buraya haksız olarak gelmiÅŸsem, bu haksızlığı meydana getiren nedenleri düzeltmek de benim vazifemdir..." Tarihte bu sözleri söyleyebilen baÅŸka bir devrimci çıkmış mıdır? Başında bulunduÄŸu devletin bile "zaaf" içinde olabileceÄŸini düşünen, geleceÄŸin siyasal iktidarlarından kuÅŸkulanabilen, ama gençliÄŸe böylesine "sınırsız" bir güven besleyen, böylesine "açık çek" veren, gençliÄŸi böylesine "son çare" olarak gören bir devrimci yoktur! Ve Atatürk, hem gelecek iktidarlar hem de gençlik konusunda yanılmamıştır! AHMET TANER KIÅžLALI KEMALİZM LAİKLİK VE DEMOKRASİ
|
|||
| Pazartesi, 22 Şubat 2010 09:31 tarihinde güncellendi |


