| Ekinci'nin kaleminden 27 Mayıs... |
|
|
| Yazar Yönetici | |||
| Çarşamba, 27 Mayıs 2009 08:11 | |||
|
İşte Cumhuriyet Gazetesi yazarı Oktay Ekinci'nin "27 Mayıs Devrimi"nin yıldönümü için yazdığı yazısı..."27 Mayıs Devrimi'nin 'Araba'ları ve 'Rektör'leri"...Oktay EkinciCumhuiyet- Bugün “27 Mayıs Devrimi”nin yıldönümü...
Giderek “yaşamsal”laşan tüm “demokratik” ve “hukuk devleti” kazanımlarımızın “anımsanma”sından bile ürküyorlar... En çarpıcı örnek “Devrim Arabaları” ... “Cumhuriyetin sinema klasikleri” arasına girmeye adayken, medyada yok!.. Monaco’daki “en iyi film” ödülünü, hatta yönetmen Tolga Örnek’in törendeki konuşmasını dünya alkışlarken biz neden ekranlardan dinleyemedik? Çünkü devrimin “arabası”ndan bile hâlâ çekiniliyor... Cemal Gürsel’in 1960’ta Eskişehir vagon fabrikamızda yaptırdığı ilk Türk otomobilini “geliştirmeyen” sömürgecilerin, aynı “ruh”un anayasasını da tarihe gömdüğünü “yeni kuşak”lar bilsin istemiyorlar... Cumhuriyetin bilgeleri Oysa 27 Mayıs Anayasamız ve sağladığı özgürlükler faşizmin tırpanını yemeseydi; eski İÜ Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu, Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Haberal, eski 19 Mayıs Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, eski UÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran, eski İÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu ve gazetemiz yazarı Prof. Dr. Erol Manisalı gibi “cumhuriyet bilgeleri”mizin ülkeye ve bilime onca büyük katkılarına rağmen “terörist” sayılabilecekleri, hayal bile edilemezdi... Hele İlhan Selçuk, Mustafa Balbay, Türkan Saylan gibi her biri “insan sevgisi”nin simgesi yurtsever aydınlarımızın... Bu nedenle becerebilseler 27 Mayıs’ı takvimden bile silerler... Eğer yaşasalardı? “Anayasa Devrimi”mizin 49. yılında “kanıtlanmamış şüphe”ler altındaki hocalarımızı selamlayarak, üç değerli hukukçumuzu “onlar adına” da anmak istiyorum. 1972’de yaşamını noktalayan Ord. Prof. Dr. Sıddık Sami Onar, 1992’de aramızdan ayrılan Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu ve 2006’da yitirdiğimiz Prof. Dr. Orhan Aldıkaçtı... Eğer yaşasalardı, bugünü, belki “Silivri”de kutlayabilirlerdi! Çünkü üçü de 27 Mayıs’ı, “demokrasiyi diktaya dönüştüren”lere karşı “özgürlükleri kurtarma” hareketi olarak desteklediler... Sıddık Sami Onar 1946’da İstanbul Üniversitesi’nin seçimle gelen ilk rektörüydü. 60 öncesinde hükümetin “muhaliflerini ezmek” için kurduğu “Tahkikat Komisyonları”nı eleştirerek, gençliğin “hürriyet” eylemlerine destek vermişti. 61 Anayasası’na imzasını atarken, “üniversite özerkliği”nin önderi olarak da tarihe geçti... Aynı anayasanın emektarlarından ve “27 Mayıs Devrimi Kurucu Meclisi üyesi” Ord. Prof. Dr. Hıfzı Veldet Velidedeoğlu da TBMM 23 Nisan 1920’de açıldığında Meclis’in “ilk memuru”ydu. Hukuk doktorasını “cumhuriyet devriminin bursu”yla İsviçre’de tamamladı. Sayısız ulusal ve uluslararası başarıya imza attı. Yıllarca birlikte çalıştığı Atatürk’ün “Nutuk”unu “Söylev” adıyla öz Türkçeye çevirerek yeni kuşaklara armağan etti. Cumhuriyet gazetesindeki yazılarıyla da tüm ulusun hukuk öğretmeni olan Velidedeoğlu, Atatürkçü Düşünce Derneği’nin de kurucu ve onursal başkanıydı. Aydın “direnen”dir... Aldıkaçtı ise “milli gururumuz” dediği 61 Anayasası hazırlanırken “doçent”ti... 27 Mayıs için demişti ki; “Aydınların totaliter eğilimli bir idareye karşı direnme hakkını kullanması doğaldır. Hürriyet mücadelesi daima aydınlar tarafından yapılmıştır. Çünkü aydın düşünür ve düşündükçe hürriyeti ister... Cumhuriyeti gençliğe emanet eden Atatürk’ün dehası bir kere daha anlaşılmıştır.” (Anayasa Hukukumuzun Gelişmesi - s.121) Prof. Dr. Süheyl Batum, bir yazısında “27 Mayıs’ın simgesi” dediği hocasının dersini de “efsanevi kürsü” olarak tanımlamıştı... 27 Mayıs’ın yıldönümünde “demokrasi ve hukuk sevdalısı” hocalarımızı anarken, aynı sevdadan ötürü tutuklanan hocalarımızı da hasretle kucaklıyorum... CUMHURİYET 27 Mayıs 2009
|
|||
| Pazar, 21 Şubat 2010 23:10 tarihinde güncellendi |


