| Bugün 27 Mayıs |
|
|
| Yazar Yönetici | |||
| Çarşamba, 27 Mayıs 2009 08:20 | |||
|
Rıza Zelyut Güneş 27.05.2009 Yakın tarihimizdeki en önemli günlerden birisi 27 Mayıs'tır. 1960 yılında, bugün Türk Silahlı Kuvvetleri, dönemin Demokrat Parti (DP) hükümetini devirerek yönetimi ele almıştı. İhtilal ekibi, Milli Birlik Komitesi adıyla çalışmalarını devam ettirmiş; yeni bir anayasa hazırlattıktan sonra yönetimi sivillere bırakmıştır. Hiç kuşkusuz ki askeri darbenin savunulacak yanı yoktur. Lakin; darbe ortamının hazırlanmasında hükümetin çok büyük etkisi olduğunu bugün görebilmekteyiz. Bu sürecin bazı noktalarını özetleyelim: DP hükümeti; gittikçe bozulan ekonomik durum nedeniyle halkın huzursuzlandığını görüyordu. Muhalefet; özellikle de CHP; hükümeti eleştiriyor ama DP hükümeti bu eleştirileri baskı ile boğmaya çalışıyordu. Başbakan Adnan Menderes; tek adam rolüne soyunmuştu. 1959'un Nisan ayında CHP Genel Başkanı İsmet İnönü Batı Anadolu illerini kapsayan bir geziye çıktı. 29 Nisan'da İnönü Uşak'ta taşlı saldırıya uğrayıp, başından yaralanmıştı. İnönü, Manisa ve İzmir'den sonra 4 Mayıs'ta İstanbul'a gelmiş ve Yeşilköy Havalimanından şehir merkezine giderken Topkapı'da önce trafik müdürü tarafından durdurulmuş ve sonra partizan halkın saldırısına uğramıştı. Polisler ve askerler müdahale etmemişlerdi. Ancak o sırada oradan geçmekte olan bir binbaşının emriyle askerler müdahale etmiş ve İnönü kurtarılmıştı. Birçok ilde CHP-DP arasında olaylar patlak verdi. 1960 başlarında basında sansür artmıştı, gazeteler sansür nedeni ile beyaz sayfalarla çıkıyordu. Cezaevleri tutuklu gazetecilerle doluydu. TAHKİKAT KOMİSYONU DP hükümeti Nisan 1960'ta TBMM'de gazete ve dergilerin 'yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı' faaliyetlerini inceleyerek meclise bildirmek için Ahmet Hamdi Sancar başkanlığında kurulan Tahkikat Komisyonu, Meclis ile ilgili bütün yayınları yasakladı. CHP'lilerin konuşmaları basına yansımadan elden ele dolaşıyordu. DP yönetimi, Tahkikat Komisyonu'nu, muhalefeti yok etmek için kullanıyordu. 18 Nisan 1960 günü Mazlum Kayalar ve Baha Akşit'in CHP'nin 'yıkıcı, gayrimeşru ve kanun dışı' faaliyetleri olduğu gerekçesiyle meclis araştırmasına açılması yolundaki önerge karşısında İnönü şöyle konuştu: 'Biz demokratik rejim dedik, bu rejim kurulmuştur. Bu demokratik rejim istikametinden ayrılıp, baskı rejimi haline götürmek tehlikeli birşeydir. Bu yolda devam ederseniz, ben de sizi kurtaramam.' CHP Genel Başkanı 27 Nisan 1960 günkü TBMM toplantısında tekrar Tahkikat Komisyonu'nu hedef alınca Meclis, İnönü'ye on iki oturum toplantılara katılmama cezası verildi. Kararı protesto eden CHP milletvekilleri Meclisten polis zoru ile uzaklaştırıldı. Bu durumu protesto etmek üzere 28 Nisan'da İstanbul'da 29 Nisan'da Ankara'da çıkan öğrenci olayları şiddetle bastırıldı. İstanbul'da çıkan olaylarda yaklaşık 40 öğrenci yaralanmış ve İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğrencisi Turan Emeksiz polisin kurşunuyla öldürülmüştü. DP yönetimi bu illerde sıkıyönetim ilan etti. Olaylarda öğrenciler 'Kahrolsun diktatörler', 'Hürriyet isteriz' sloganları attılar. Askerler polislerin teslim ettikleri öğrencileri serbest bıraktılar. Harp okulu öğrencileri de Atatürk Bulvarı'nda sessiz yürüyüş yaptılar. 5 Mayıs 1960 tarihinde, Ankara, Kızılay'da Demokrat Parti aleyhtarı öğrenciler 555 K eylemini gerçekleştirdiler. Adını 5. ayın 5. günü saat 5`te Kızılay'da gerçekleşmesinden alan eylem cumhuriyet tarihinin ilk 'sivil itaatsizlik' eylemi olarak da anılır. Adnan Menderes, 28-29 Nisan ve 5 Mayıs olaylarından sonra üniversite hocalarını gençleri kışkırtmakla suçlamış ve onlardan 'Kara Cübbeliler' olarak söz etmeye başlamıştı. Sonuçta ordunun bazı subayları DP hükümetini devirmek için harekete geçtiler ve 27 Mayıs 1960'ta yönetime el koydular. Gerekçe, şu cümlelerde balirtiliyordu: “Türk Ordusu bir kere daha tarihi bir vazife karşısında bulunuyor. Bu vazife; dahilde memleketi buhran ve felakete sürüklemek isteyen hırslı politikacıların elinden kurtarmaktır” Bu darbe ile Türk ordusu yönetime el koyabilme hakkına da kavuşturuluyordu. Milli Birlik Komitesi'nin yeni ve özgürlükçü bir anayasa yaptırması ise bu müdahalenin tek olumlu yönü oldu. 27 Mayıs darbesi ile gelen bu anayasa da yine 12 Eylül darbesi ile ortadan kaldırıldı.
|
|||
| Pazar, 21 Şubat 2010 23:10 tarihinde güncellendi |


