| Çakır’ın kızı Fatma kandırılmasın diye |
|
|
| Yazar Yönetici | |||
| Çarşamba, 17 Şubat 2010 11:00 | |||
|
BUGÜN Medeni Kanun’un kabul edildiği gün (17 Şubat 1926). Rahmetli şair Cemal Süreya’ya atfedilen bir vecize vardır: “Bir Türk İsviçre yasalarına göre evlenir, Alman yasalarına göre borçlanır, İtalyan yasalarına göre hapse girer” der. Cemal Süreya, sanırım, bizim Cumhuriyet yasalarının tercüme olduğunu ima ederek dalgasını geçiyordu. Benim görüşüme göre anayasalar ve yasalar tercüme edilerek bir başka ülkede uygulanabilir. Aslına bakarsanız zaten böyle yapılıyor. Elbette gereken uyarlamalar (adaptasyonlar) yapıldıktan sonra.Memleketimizin Cumhuriyet karşıtları Cemal Süreya’nın vecizesine bayılırlar.VERGİYİ DE SOR AİLEDEN ÖRNEK Babaannem Çakır’ın kızı Fatma, evin garip, kimsesiz seyisi Durmuş’a âşık olmuş. Babasına “Baba bu çocuğu bana al!” demiş. Babam 1902 doğumlu olduğuna ve kendisinden büyük bir amcam, iki halam olduğuna göre bu iş 1880’lerin bir yılında oluyor. DAYAK YEMESİNLER DİYE Kıssadan hisse: Cumhuriyet, Medeni Kanun’u ve öteki devrimci yasaları Çakır’ın kızı Fatma’lar ağabeyleri tarafından kazıklanmasınlar diye çıkardı. Halkın yararına bir yasa tepeden inme çıkartılırsa halkın (olmayan) iradesi ve demokrasinin ilkeleri çiğnenmez. Tam tersine başta kadınlarınki olmak üzere insanın onuru kurtulur. Bu yasalar, kadınlarımız babalarından, ağabeylerinden dayak yemesinler, başlarını zorla örtmesinler, kocalarının ayaklarını yıkamasınlar diye çıkartıldı. İşte buna eşitlikçi halkçılık denir. Bunları bizim özgürlük mayasıyla mayalanmış Yörük kadınlarımıza anlatmak kolay da televizyonlarda laf değirmenliği yapan türbancı hatunlara anlatmak çok zor!
|
|||
| Pazar, 21 Şubat 2010 22:54 tarihinde güncellendi |


